Ales Türkçe Deneme Soruları 2 ( 2010 Güz Türkçe 1 Ales)

  • 1) Yaklaşık 300 bin yıl önce Afrika’da ---- bugünkü insan türü, 200 bin yıl burada yaşayarak çoğalmış, sonra öteki kıtalara ----.
    A) başlayan – ulaşmış
    B) ortaya çıkan – dağılmış
    C) bilinen – yayılmış
    D) gözlenen – geçmiş
    E) beliren – taşınmış
  • 2) (I) Türkiye, meyve ve sebzede AB ülkelerindeki üretimin `’ına denk gelen üretim miktarıyla, dünya liderleri arasında yer alan bir üretici ve ihracatçı konumundadır.
    (II) Tarımsal ürünler açısından AB, Türkiye’nin en büyük ticari ortağıdır ve Türkiye AB’nin en büyük tedarikçileri arasında 5. sırada bulunmaktadır. (III) Türkiye’de
    3900’ü ülkemize özgü olmak üzere 12.400 bitki türü mevcuttur. (IV) Dünyadaki sekiz gen merkezinden üçü ve dünyanın üçüncü büyük tohum gen bankası Türkiye’dedir. (V) Türkiye biyoçeşitlilikte en zengin ülkelerden biri olup Avrupa’daki tüm bitki türlerinin
    u’ine sahiptir.

    Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinde karşılaştırma yoktur?

    A) I.
    B) II.
    C) III.
    D) IV.
    E) V.
  • 3) Edebiyat eserlerine verilen ödüller beni biraz korkutur. Jüri üyeleri gerçekten eseri mi oyluyorlar yoksa kendi biricik üstün zevklerini mi? Bazen pek emin olamıyorum.

    Bu sözleri söyleyen bir kişinin korkusunun temel nedeni aşağıdakilerden hangisi olabilir?

    A) Ödül kazanmış bir yazardan beklenenin, ötekilerden farklı olması
    B) Oylama sırasında kullanılan ölçütlerin nesnel olmaması
    C) Yarışan eserlerin sanatsal değerleri bakımından belli bir düzeyde olmaması
    D) Yazarların ödül kazanmak uğruna düşüncelerinden ödün vermesi
    E) Jüride bulunan kişilerin edebiyat konusunda yeterli birikime sahip olmaması
  • 4) Gücünü gözlem ve mizahtan alan öyküleriyle tanınmaktadır. Öykülerinde, konuşur gibi yazmanın doğurduğu bir rahatlık ve akıcılık görülür. Toplumsal bozuklukları, çarpık kişilikleri ele alır. Küçük olayların anlatıldığı bu öykülerde yazar, iyimserlikten uzak ve
    bilgilendirmeye yönelik bir yol seçer.

    Aşağıdakilerden hangisi bu parçada sözü edilen yazarın özelliklerinden biri olamaz?

    A) Anlatımda doğallığa özen gösterme
    B) Toplumun aksayan yönlerini konu edinme
    C) Güldürü ögesinden yararlanmasını bilme
    D) Okuru aydınlatmayı amaçlama
    E) Toplumsal olayları yansız bir bakış açısıyla anlatma
  • 5) Hava iyiden iyiye soğudu. Sonbahardan kışa geçtiğimiz bu günlerde akşamları bulabildiğimiz birkaç parça odunla sobamızı yakmaya çalışıyoruz. Birbirine
    yaslanmış gibi duran eski evlerin arasından süzülen soğuk bir rüzgâr, odun ve kömür kokusunu daracık sokaklardan uzaklara taşıyor. Mavi beyaz dumanlar bir
    oraya bir buraya savrulup göğe yükseliyor. Kuşlar, son çığlıklarıyla günün bittiğini haykırıyor. Belki birazdan kar yağacak. Odamız ısınmaya başladı. Eski sobamız, ince
    bir çıtırtıyla ağır ağır yanıyor.

    Bu parçayla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

    A) Yeteri kadar yakacağın bulunmadığı sezdirilmiştir.
    B) Evin bulunduğu çevreye ilişkin bilgi verilmiştir.
    C) Kuşların sesi bir söz sanatıyla yansıtılmıştır.
    D) Mutlu olabilmenin azla yetinmeyi gerektirdiği vurgulanmıştır.
    E) Yoksulluğu çağrıştıran ayrıntılara yer verilmiştir.
  • 6) Çocukluğumda, Ankara’nın en eski mahallelerinden biri olan Hacettepe’de pek çok insanın adı, başına bir başka isim ya da sıfat getirilerek söylenirdi. Bu, aynı
    isimde olanları ayırt etmek için kişilerin özelliklerinden yola çıkılarak bulunmuş bir sözcük olurdu çoğu zaman. İki Arif varsa biri Deli Arif, öbürü Arabacıların Arif; iki
    Hasan varsa biri Manav Hasan, öbürü Fotör Hasan oluverirdi. Annemin adı da Halime olduğu hâlde mahalleli, annemi “Zehra Hanım” diye tanır; terzilik yaptığı için de öteki Zehralardan ayırmak üzere adının başına “Terzi”yi eklerdi. Annem bize hem analık hem
    babalık yapar, terzilikten kazandığı çok az bir para ile evimizi geçindirmeye çalışırdı. Çok büyük zorluklar içinde yaşamamıza karşın annemin sayesinde geleceğe
    olan umudumuzu asla kaybetmedik.

    Bu parçada aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

    A) Bir mahalle geleneğinin zamanla nasıl değiştiğine
    B) Takma adların hangi amaçla kullanıldığına
    C) Anlatılan ailenin hangi koşullarda yaşadığına
    D) Takma adların konuluşunda nasıl bir yol izlendiğine
    E) Annenin hangi yönden çocuklarına destek olduğuna
  • 7) Yalnızlık öylesine acı veren, ürkütücü bir duygudur ki insanlar bu duyguyla yüzleşmemek için her türlü çabayı gösterirler. Yalnızlık pek çok biçimde karşımıza çıkar.
    Bir insanın tek başına yaşaması gibi içinde yaşadığı topluma yabancılaşması da bir yalnızlıktır. Ait olunan çevrenin dışına itilme sonucu yaşanan yalnızlığı ya da
    bir insanın çevresiyle ilişkilerini kendi isteğiyle en aza indirerek yaşamasını da bunlara ekleyebiliriz. İnsanın, anlaşılmadığını düşündüğü ve kendisini kimsesiz
    hissettiği yalnızlığı da unutmayalım.

    Bu parçada yalnızlıkla ilgili olarak anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

    A) Çok yaygın bir durum olduğu
    B) Bu durumdakilere yardım etmek gerektiği
    C) Bu duruma düşmemek için çaba göstermek gerektiği
    D) Bir sorun olarak yeterince önemsenmediği
    E) Farklı türlerinin bulunduğu
  • 8) Yeteri kadar oksijen alamayan çocuklarda, halk arasında “kan koyuluğu” olarak bilinen alyuvar fazlalığı vardır. Alınan oksijen az olduğunda dokulara daha çok oksijen taşınabilmesi için vücut alyuvar sayısını artırır. Havası temiz yerlere gittiğinizde alyuvar sayısı düşer, kan berraklaşır ve işlevini normal biçimde yerine getirebilir. Havanın kirli olduğu bir yerde bulunduğunuzda ise alyuvar sayısı artar ve kalp normalden daha fazla çalışır.

    Bu parçada aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

    A) Kan koyuluğunun neden kaynaklandığına
    B) Vücudun oksijen gereksiniminin hangi durumlarda arttığına
    C) Vücuttaki alyuvar sayısının artmasına neyin neden olduğuna
    D) Oksijeni bol olan yerlerde kanda ne gibi değişiklikler olduğuna
    E) Kalp atışlarının artmasına neden olan bir koşula
  • 9) Son yılların popüler konularından biri de küresel ısınma. Bu konudaki görüşler ikiye ayrılıyor. Sorunun önemli olduğunu düşünenler de var, abartıldığını düşünenler
    de. Bu görüşleri yansıtan pek çok kitap var piyasada. Elimizdeki bu kitabı benzerlerinden farklı kılan, yazarın küresel ısınma tehdidinin abartıldığını okuyucuya
    göstermek için kitaba birtakım açıklayıcı dipnotlar ve grafikler eklemiş olması. Kitabın yazarı bu konudaki görüşünü şöyle açıklamış: “Bugünkü ısınma eğiliminin
    doğal bir olay olup olmadığı, ne kadarının insan kaynaklı olduğu, sonraki yüzyılda ne kadar ısınma görüleceği bilinmiyor.”

    Bu parçada sözü edilen kitabın, benzerlerinde bulunmayan özelliği aşağıdakilerden hangisidir?

    A) Savunulan tezlerin ek bilgi ve görsel malzemeyle desteklenmesi
    B) Sorunun çözümüne ilişkin önerilere yer verilmiş olması
    C) Konuyla ilgili en yeni bilgileri içermesi
    D) Olayların, yaşamın doğal sonucu olduğunun savunulması
    E) Yeni ortaya çıkan bazı bilgilerden yola çıkılarak bir sonuca ulaşılması
  • 10) Uzun bir süredir öykülerimi resimli-yazılı olarak düşünüyorum. Onları önce öykü olarak zihnimde oluşturup sonra çizgi film hâline getirmektense kafamda oluşturduğum çizgi filmleri öykü hâline dönüştürmeyi tercih ediyorum. Gerçeklik dediğimiz şey günümüzde
    büyük ölçüde karikatürleşiyor; abartılı jestlerden, mimiklerden, hızlı hareketlerden, çığlıklardan ve gürültülerden oluşan bir dünya yaratılıyor. Yani çizgi filmin kendine özgü evreni, ete ve kemiğe bürünüyor sanki. Günümüzde geleneksel olarak, birbirinden farklı
    olduğu düşünülegelen sanat dallarının birlikte sunulduğu pek çok yapıtla karşılaşıyoruz. Son kitabım da işte bu türden “resimli-yazılı-sinemasal-düz yazısal” bir kitap. Resim-yazı melezliğinin ne ölçüde başarılı olduğuna karar vermekse günümüzün “okuyucu-izleyici”sine düşüyor.

    Bu parçada yazar aşağıdakilerin hangisinden söz etmektedir?

    A) Karikatürün öyküye göre daha popüler olmasından
    B) Sanatın her dalında çeşitli yapıtlar yaratılmasından
    C) Sanat eserlerinin hızla tüketilmesinden
    D) Öykülerde gerçeklerin eskisinden farklı biçimdeyansıtılmasından
    E) Karikatür sanatının yeterince anlaşılamamasından
  • 11) (I) Türk tüketiciler arasında yapılan bir araştırmaya göre çevre kirliliği nedeniyle sağlığın bozulma riski
    A) II.
    B) III.
    C) IV.
    D) V.
    E) VI.
  • 12) (I) Türk tüketiciler arasında yapılan bir araştırmaya göre çevre kirliliği nedeniyle sağlığın bozulma riski
    A) İkileme kullanılmıştır.
    B) Nesnel veriler kullanılmıştır.
    C) Koşul bildiren cümleler kullanılmıştır.
    D) Olasılıklar belirtilmiştir.
    E) Benzetmeden yararlanılmıştır.
  • 13) Güneş sisteminin uzak bölgelerinde bulunan, gaz devi diyebileceğimiz gezegenlerin çoğunda elverişsiz hava şartları hüküm sürüyor. Biri dışında: Uranüs. Soluk mavi
    renkli bu gezegende Satürn ve Jüpiter’in yüzeyini birbirine katan kasırgalardan eser yok. Uranüs, bitimsiz sükûnetin tek adresi. Acaba neden? Güneş’ten uzak
    oluşuna bağlayabilirsiniz ama sebep bu değil. Çünkü gazdan oluşan gezegenlerdeki hava olaylarının kaynağı Güneş değil kendi ısıları. Örneğin Güneş’e olan uzaklığı
    Uranüs’ten daha fazla olan Neptün’de belirgin hava olayları göze çarpıyor. Buna karşılık Uranüs’ün sakin bir gezegen oluşunu açıklamaya çalışan bazı astronomlar,
    Uranüs’ün kendi sıcaklığını alıp götüren şeyin Dünya büyüklüğündeki bir gök cisminin Uranüs’e çarpması olabileceğini düşünüyorlar. Söz konusu çarpışma kuramı, ilk bakışta yana devrilmiş gibi duran Uranüs’ün dönüş eksenindeki sıra dışı açının varlığıyla da güç
    kazanıyor. Böylesine belirgin bir eksen yatıklığına kocaman bir gök taşının yol açmış olabileceği düşünülüyor.

    Bu parçadan aşağıdakilerin hangisi çıkarılabilir?

    A) Neptün’ün yapısı gazlarla biçimlenmiştir.
    B) Uranüs’ün büyüklüğü, sıcaklığı üzerinde etkilidir.
    C) Güneş sisteminde yer alan gezegenler Güneş’in etrafında döner.
    D) Dünya ile Uranüs’ün eksenleri aynı derecede eğiktir.
    E) Kimi hava olayları güneş sistemindeki çarpışmaları tetikler.
  • 14) Güneş sisteminin uzak bölgelerinde bulunan, gaz devi diyebileceğimiz gezegenlerin çoğunda elverişsiz hava şartları hüküm sürüyor. Biri dışında: Uranüs. Soluk mavi
    renkli bu gezegende Satürn ve Jüpiter’in yüzeyini birbirine katan kasırgalardan eser yok. Uranüs, bitimsiz sükûnetin tek adresi. Acaba neden? Güneş’ten uzak
    oluşuna bağlayabilirsiniz ama sebep bu değil. Çünkü gazdan oluşan gezegenlerdeki hava olaylarının kaynağı Güneş değil kendi ısıları. Örneğin Güneş’e olan uzaklığı
    Uranüs’ten daha fazla olan Neptün’de belirgin hava olayları göze çarpıyor. Buna karşılık Uranüs’ün sakin bir gezegen oluşunu açıklamaya çalışan bazı astronomlar,
    Uranüs’ün kendi sıcaklığını alıp götüren şeyin Dünya büyüklüğündeki bir gök cisminin Uranüs’e çarpması olabileceğini düşünüyorlar. Söz konusu çarpışma kuramı, ilk bakışta yana devrilmiş gibi duran Uranüs’ün dönüş eksenindeki sıra dışı açının varlığıyla da güç
    kazanıyor. Böylesine belirgin bir eksen yatıklığına kocaman bir gök taşının yol açmış olabileceği düşünülüyor.

    Bu parçada aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

    A) Hangi gezegenle Güneş arasındaki uzaklığın Uranüs’ün Güneş’e uzaklığından daha fazla olduğuna
    B) Uranüs’ün, güneş sistemindeki öteki bazı gezegenlerden hangi yönleriyle ayrıldığına
    C) Satürn, Jüpiter gibi gezegenlerin neden çok sıcak olduğuna
    D) Gök cisimlerinin çarpışmasının neye yol açabileceğine
    E) Kimi gezegenlerde oluşan rüzgârların şiddetine
  • 15) Doğu Anadolu’da 10 yılımı geçirdim. Gezi, yüzey araştırması ve kazılarla geçen bu dönemde, bölge insanının boncuklarla yüzyıllardır süregelen ilişkisini keşfettim. Yapılan kazılarda çok çeşitli taş ve cam boncuk bulmuştuk. Takı ve boncuklarıyla gömülmüş
    bir iskeletin yattığı mezarın açılışına tanık olmak; boyun, el ve ayak bileklerini süsleyen, etrafa dağılmış boncuk tanelerini toplamak çok heyecan vericiydi. Bölgede yaşamış olan toplumların sosyokültürel ve sosyoekonomik yapısını ortaya koyabilecek bir
    dünyaydı boncuklar. Her biri Anadolu kültürlerine ışık tutacak şifreleri saklıyordu. Tarihin bu renkli tanıkları üzerine yaptığımız araştırmalar, sohbetler bizi bölge boncukçuluğu üzerinde çalışmaya yöneltti.

    I. Yaşam şekli
    II. Nüfus yapısı
    III. Ekonomik durum
    Bu parçaya göre boncuklarla ilgili araştırmaların toplumlara ilişkin olarak yukarıdakilerden hangileri hakkında bilgi vereceği söylenemez?

    A) Yalnız I
    B) Yalnız II
    C) Yalnız III
    D) I ve II
    E) II ve III
  • 16) Doğu Anadolu’da 10 yılımı geçirdim. Gezi, yüzey araştırması ve kazılarla geçen bu dönemde, bölge insanının boncuklarla yüzyıllardır süregelen ilişkisini keşfettim. Yapılan kazılarda çok çeşitli taş ve cam boncuk bulmuştuk. Takı ve boncuklarıyla gömülmüş
    bir iskeletin yattığı mezarın açılışına tanık olmak; boyun, el ve ayak bileklerini süsleyen, etrafa dağılmış boncuk tanelerini toplamak çok heyecan vericiydi. Bölgede yaşamış olan toplumların sosyokültürel ve sosyoekonomik yapısını ortaya koyabilecek bir
    dünyaydı boncuklar. Her biri Anadolu kültürlerine ışık tutacak şifreleri saklıyordu. Tarihin bu renkli tanıkları üzerine yaptığımız araştırmalar, sohbetler bizi bölge boncukçuluğu üzerinde çalışmaya yöneltti.

    Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

    A) Terim kullanılmıştır.
    B) Açıklama yapılmıştır.
    C) Farklı türde cümleler kullanılmıştır.
    D) Öznellik söz konusudur.
    E) Alıntıya yer verilmiştir.
  • 17) Aşk, ölüm, hastalık, özlem, umutsuzluk gibi evrensel konuları işleyerek yüreğimizin ince tellerine dokunur tangolar. Başlangıçta mutsuzların, dışlanmışların, başarısızların yakınmalarını anlattığı için yadırganan tango, daha sonra öylesine beğenilip tutuldu ki yalnız vatanı Arjantin’de değil tüm dünyada sevildi. 1915’te tango müziği ve tango dansı Paris’e, oradan da tüm dünyaya yayıldı. Tangonun dünyayı kasıp kavurduğu 1940’lı yıllarda ülkemiz de bu akımın dışında kalmadı doğal olarak. Tangonun çok sevilmesi, tango plaklarının çok satılması üzerine ülkemizdeki sanatçılardan kimileri tango müziğine Türkçe sözler yazmaya başladılar. Esin Engin, Erol Büyükburç, Orhan Avşar gibi isimler, tango zincirinin günümüze uzanan altın halkaları. “Papatya gibisin beyaz ve ince”, “Sevdim bir genç kadını”, “Kemanımla ona bir ses verebilseydim eğer” gibi
    unutulmaz şarkılar, dilimize sanki birer özdeyiş gibi yerleşiverdi.

    Bu parçada Türkiye’deki tango müziğiyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

    A) Ne zaman tanınmaya başladığına
    B) Hangi sanatçıların ilgilendiğine
    C) Unutulmayan yapıtlar ortaya konulduğuna
    D) Özgün tango müzikleri yapıldığına
    E) Çok ilgi gördüğüne
  • 18) Ünlü ressam Henri Matisse, “Başkalarının etkisinde kalmaktan hiçbir zaman kaçınmam. Etkilenmeme telaşını, korkaklık ve zayıflık olarak görürüm. Ama onların yaptıklarını da aynen benimsemem. Sanatçı kişiliğimin, başka kişiliklerle karışarak ve çatışarak
    gelişeceğine, güçleneceğine inanırım. Sanatçı kişiliğim bu süreçteki kavgalarımdan sağ çıkamazsa yazgısı böyleymiş derim.” demiş.

    Bu sözleri söyleyen Henri Matisse ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?

    A) Farklı sanat anlayışlarına yabancı kalmamayı yeğlemektedir.
    B) Sanat anlayışını farklı sanat dallarından yararlanarak oluşturmuştur.
    C) Resimlerinde sade ve içten bir anlatımı amaçlamaktadır.
    D) Sanatçı kişiliğini başka başka kimliklere bürünerek oluşturmaktadır.
    E) Sanatında düş gücü ve gerçeklik çatışma hâlindedir.
  • 19) Ünlü ressam Henri Matisse, “Başkalarının etkisinde kalmaktan hiçbir zaman kaçınmam. Etkilenmeme telaşını, korkaklık ve zayıflık olarak görürüm. Ama onların yaptıklarını da aynen benimsemem. Sanatçı kişiliğimin, başka kişiliklerle karışarak ve çatışarak
    gelişeceğine, güçleneceğine inanırım. Sanatçı kişiliğim bu süreçteki kavgalarımdan sağ çıkamazsa yazgısı böyleymiş derim.” demiş.

    Bu parçada ressamın “kavgadan sağ çıkamamak” olarak nitelendirdiği olay aşağıdakilerden hangisi olabilir?

    A) Ressamın olumsuz eleştirilerle karşılaşması
    B) Resmin doğru yorumlanmaması
    C) Başkalarının etkisinde kalması
    D) Sanat eseri üretmekten vazgeçmesi
    E) Konu seçiminde tutucu davranması
  • 20) Ali, Burcu, Cengiz, Deniz, Erdem, Fırat, Gamze, Hasan ve İrem; gül, nergis, papatya çiçeklerinden birini sevmektedirler. Bununla ilgili aşağıdaki bilgiler verilmiştir:
    * Ali, papatya sevmektedir.
    * Her tür çiçeği seven üçer kişi bulunmaktadır.
    * Erdem, Burcu ve Hasan aynı tür çiçeği sevmektedir.
    * Gamze, İrem ile aynı tür çiçeği, Fırat’tan ise farklı tür çiçeği sevmektedir.
    * Cengiz ve Deniz farklı tür çiçekleri sevmektedir.

    Burcu’nun gül sevdiği durumda, aşağıdakilerden hangisi kesinlikle yanlıştır?

    A) Cengiz gül sevmektedir.
    B) Deniz papatya sevmektedir.
    C) Fırat papatya sevmektedir.
    D) Gamze nergis sevmektedir.
    E) Hasan gül sevmektedir.
  • 21) Ali, Burcu, Cengiz, Deniz, Erdem, Fırat, Gamze, Hasan ve İrem; gül, nergis, papatya çiçeklerinden birini sevmektedirler. Bununla ilgili aşağıdaki bilgiler verilmiştir:
    * Ali, papatya sevmektedir.
    * Her tür çiçeği seven üçer kişi bulunmaktadır.
    * Erdem, Burcu ve Hasan aynı tür çiçeği sevmektedir.
    * Gamze, İrem ile aynı tür çiçeği, Fırat’tan ise farklı tür çiçeği sevmektedir.
    * Cengiz ve Deniz farklı tür çiçekleri sevmektedir.

    Hasan’ın nergis sevdiği durumda, aşağıdakilerden hangisi kesinlikle doğrudur?

    A) Cengiz papatya sevmektedir.
    B) Deniz gül sevmektedir.
    C) İrem gül sevmektedir.
    D) Fırat ve Deniz aynı tür çiçeği sevmektedir.
    E) Gamze ve Cengiz farklı tür çiçekleri sevmektedir.
  • 22) Bir kamu kurumunun binası 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7 ve 8 olarak numaralandırılan sekiz bloka ayrılmıştır. Bloklar arası geçişlerle ilgili aşağıdakiler bilinmektedir:
    * Bloklar arası geçişler tek yönlüdür.
    * 1. bloktan 5. bloka, 3. bloktan 1. bloka, 5. bloktan 6. bloka, 6. bloktan 7. bloka, 8. bloktan 5. bloka doğrudan geçiş vardır.
    * 4. bloktan 2., 6. ve 8. bloklara doğrudan geçiş vardır.

    Bu bilgilere göre aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

    A) 1. bloktan 6. bloka ulaşmak mümkündür.
    B) 3. bloktan 4. bloka ulaşmak mümkün değildir.
    C) 4. bloktan 1. bloka ulaşmak mümkün değildir.
    D) 5. bloka iki bloktan doğrudan geçiş vardır.
    E) 8. bloka iki bloktan doğrudan geçiş vardır.
  • 23) Bir kamu kurumunun binası 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7 ve 8 olarak numaralandırılan sekiz bloka ayrılmıştır. Bloklar arası geçişlerle ilgili aşağıdakiler bilinmektedir:
    * Bloklar arası geçişler tek yönlüdür.
    * 1. bloktan 5. bloka, 3. bloktan 1. bloka, 5. bloktan 6. bloka, 6. bloktan 7. bloka, 8. bloktan 5. bloka doğrudan geçiş vardır.
    * 4. bloktan 2., 6. ve 8. bloklara doğrudan geçiş vardır.

    4. bloktan 7. bloka geçmek isteyen bir kişi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi kesinlikle doğrudur?

    A) 5. bloktan geçer.
    B) 6. bloktan geçer.
    C) 8. bloktan geçer.
    D) Önce 5. bloktan, sonra 8. bloktan geçer.
    E) Önce 6. bloktan, sonra 5. bloktan geçer.
  • 24) Bir kamu kurumunun binası 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7 ve 8 olarak numaralandırılan sekiz bloka ayrılmıştır. Bloklar arası geçişlerle ilgili aşağıdakiler bilinmektedir:
    * Bloklar arası geçişler tek yönlüdür.
    * 1. bloktan 5. bloka, 3. bloktan 1. bloka, 5. bloktan 6. bloka, 6. bloktan 7. bloka, 8. bloktan 5. bloka doğrudan geçiş vardır.
    * 4. bloktan 2., 6. ve 8. bloklara doğrudan geçiş vardır.

    Aşağıdakilerin hangisinde 3. bloktan yola çıkan bir kişinin ulaşabileceği blokların tümü birlikte verilmiştir?

    A) 1, 5
    B) 1, 5, 6
    C) 1, 5, 8
    D) 1, 5, 6, 7
    E) 1, 5, 6, 8
  • 25) Bir kamu kurumunun binası 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7 ve 8 olarak numaralandırılan sekiz bloka ayrılmıştır. Bloklar arası geçişlerle ilgili aşağıdakiler bilinmektedir:
    * Bloklar arası geçişler tek yönlüdür.
    * 1. bloktan 5. bloka, 3. bloktan 1. bloka, 5. bloktan 6. bloka, 6. bloktan 7. bloka, 8. bloktan 5. bloka doğrudan geçiş vardır.
    * 4. bloktan 2., 6. ve 8. bloklara doğrudan geçiş vardır.

    Aşağıdakilerin hangisinde ilk olarak verilen bloktan diğerine ulaşmak mümkündür?

    A) 2 – 3
    B) 3 – 8
    C) 6 – 3
    D) 7 – 1
    E) 8 – 7
Yorum Yap
Gönder