LGS Türkçe Soruları 10 (2014 Teog 2.Dönem)
  • 1) Yazarlar arasında pek rastlanmayan bir dayanışma içindeyiz ikimiz. Bir metni oluşturma aşamasında onun yazdığını ben okurum, benim yazdığımı da o okur. Doğru ve yanlış bulduğumuz yönleri bütün ayrıntılarıyla inceleriz...
    Bu parçanın konusu dikkate alındığında, üç nokta ile belirtilen yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

    A) Böylelikle, yazdıklarımız daha kimseye ulaşmadan en başta birbirimizin eleştiri süzgecinden geçmiş olur.
    B) Bu anlamda, iyi yazar olmanın temel koşulu çok okumaktır.
    C) Sözün kısası, biz yazarlar yaratıcılığı hayallerimizde buluruz.
    D) Bu sebeple, yazdıklarımızın merkezine insanı, insan yüreğinin bütün güzelliklerini yerleştiririz.

    Cevap: A

  • 2) Eski bir hikâyedir: Vaktiyle, bir adam Harun Reşid’e gelir, izin alıp marifetini gösterir. Adam, bir çuvaldızın gözünden kırk tane iğneyi uzaktan atıp geçirir. Görenler onun bu ustalığına şaşar kalırlar. Harun Reşid, bu adama: “Kabiliyetini böyle boş yere harcayacağına, faydalı bir işe çalışsaydın, insanlığa daha faydalı olurdun.” der. Faydalı bir işe çalışmak... İşte, iş için birinci şart budur.
    Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

    A) Ustalık, toplumu hayrete düşürecek işler yapmaktır.
    B) Bir işin değeri, topluma sağlayacağı yararla ölçülür.
    C) Yapılan işe yeteneğini katmak kişiyi başarıya ulaştırır.
    D) Yapılan işi başkalarının beğenmesi önemlidir.

    Cevap: B

  • 3) Arabam tamir edilirken atölyenin bir köşesinde duruyordum. (1) İki çırak, bir kazada hasara uğramış başka bir otomobilin bazı kısımlarını söküyorlardı. (2) Ara sıra kendilerinden daha küçük bir çırağa, vermesi gereken anahtarın numaralarını söylüyorlardı. (3) Çocuk da istenilen anahtarı buluyor, ellerine tutuşturuyordu. (4) Çevik ve elleri işe yatkın bu teknisyenleri hayranlıkla seyrediyordum.
    Numaralandırılmış cümlelerin hangisinde “beğenme” duygusu hâkimdir?

    A) 1
    B) 2
    C) 3
    D) 4

    Cevap: D

  • 4) Adını daha çocukluğumda1 duyduğum, yazıları o yıllardan2 bu yana bende büyük etkiler bırakmış3 bu adamı, şimdi yakından görüyorum4.
    Bu cümledeki numaralandırılmış sözcüklerden hangisi fiilimsidir?

    A) 1
    B) 2
    C) 3
    D) 4

    Cevap: C

  • 5) Çocukken etrafımdakilerden en çok duyduğum nasihatleri alt alta sıralasam, listenin başına “Dünyayı görmeli!” sözünü yerleştirirdim herhâlde. “Dünyayı görmeli!” derlerdi, mahallesinden nadiren dışarı çıkanlar. İki sohbet arası üzerlerine suskunluk çöktüğünde böyle söyleme ihtiyacı duyarlardı. Oysa, onlar yazları çıkarlardı mahalleden. Ya memleketlerine ya da yazlık evlerine hep aynı şeyleri yapmak üzere giderlerdi.
    Bu parçada, sözü edilen insanların eleştirilen yönü aşağıdakilerden hangisidir?

    A) Sohbetlerinin genellikle aynı konu etrafında dönmesi
    B) Yaşadıkları semti, mahalleyi yeterince tanıyamamaları
    C) Söyledikleriyle yaptıkları arasında zıtlık olması
    D) Kendilerinden yaşça küçüklere nasihat etmeyi sevmeleri

    Cevap: C

  • 6) Aşağıdaki metinlerden hangisi farklı bir kişi ağzıyla anlatılmıştır?
    A) Güneş denize yaklaşana kadar adada dolanıyorum. Artık benden başka kimse
    yaşamıyor bu adada. Başka bir canlı görme şansım yok mu diye düşünürken yanı ba-
    şımda bir tavşan beliriyor.
    B) Uzun, kahverengi bir ağaç gibi duruyordu pencerenin ardında. Yüzünün genç çizgile-
    rinde, dünyanın bütün gerçeklerini kabullendiğini ortaya koyan bir anlam vardı.
    C) Bahçenin kenarından geçerek Arnavutköy’ün tepelerine doğru yürürken burnumuza hâlâ menekşe kokuları geliyordu. Zamanın nasıl geçtiğini fark etmedik.
    D) Caddede kısa bir gezinti yapmak üzere evden çıktım. Sokak kapısının az ilerisinde
    fenerin yanında birini gördüm. Bana tanıdık gelen bu yüzün kim olduğunu anlamak için
    iyice yanına yaklaştım.
    Cevap: B

  • 7) Küçük bir kasabada mutlu bir aile yaşıyordu. Onlardan o kadar etkilenmiştim ki bir duvar resmiyle yaşamlarını yansıtmak istedim. Bu ailede gördüğüm bütün mutlulukları, umudu ve huzuru çizmeye başladım. Resmi bitirmek üzereyken atölyeme geldiler. Resme bakıp sordular: “Bunu siz mi yaptınız?” Büyük bir heyecanla yanıt verdim: “Hayır, aslında siz yaptınız. Ben yalnızca sizde gördüklerimi resmettim.”


    Ben heykellerimde insanları mutlu, üzgün, endişeli yani gerçek hâlleriyle aktarmaya çalıştım. Düşündüklerinin ve hissettiklerinin yüzlerinden okunabilmesi için çabaladım. Belki de bu yüzden bana “gerçeği mermere işleyen usta” diyorlar.
    Bu metinlere göre, her iki sanatçıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

    A) Beğenilmekten mutlu oldukları
    B) Düşüncelere önem verdikleri
    C) İnsanları olduğu gibi yansıttıkları
    D) Var olanı değiştirerek aktardıkları

    Cevap: C

  • 8)

    1. Şiir okuyuşu herkes tarafından çok beğenilmiş.
    2. Bu davranışının birçok nedeni varmış.
    3. Yorucu bir günün sonunda derin bir uykuya daldı.
    4. Gözlerimi açtığımda ortalık oldukça karanlıktı.
    Numaralandırılmış cümlelerden hangileri isim cümlesidir?

    A) 1, 2
    B) 1, 3
    C) 2, 4
    D) 3, 4

    Cevap: C

  • 9) Yaşadığı olumsuzluklara rağmen çevresindeki melek yüzlü, tatlı dilli insanlarla konuşur ve dünyayı tozpembe görürdü.
    Altı çizili deyimin cümleye kattığı anlam aşağıdakilerin hangisinde vardır?

    A) Üzücü durumlara bile iyimser gözle bakardı.
    B) Güzel konuşmalarıyla etrafındakileri etkilerdi.
    C) Yaptığı işe gereğinden fazla yoğunlaşıp çevresiyle ilgilenmezdi.
    D) Mutlu ve huzurlu bir yaşam için çabalardı.

    Cevap: A

  • 10) “Kök” sözcüğü aşağıdaki cümlelerin hangisinde terim anlamıyla kullanılmıştır?

    A) Aniden başlayan tipi ve fırtına onların sıcak evini kökünden sarsıyordu.
    B) Kökü geçmişe dayanan güzel bir dostlukları vardı.
    C) Yaşadıkları sorunu kökünden çözmek için bir araya geldiler.
    D) Yaptırmak kelimesinin kökünü bulmak için bütün eklerini çıkardı.

    Cevap: D

  • 11)

    1. Bizler, bir kenarda beklerken çok büyük tüplerle balonların içlerine hava dolduruluyor.
    2. Gökyüzü benek benek balonlarla kaplandığında, o sepetlerden birinin içinde bizler de varız.
    3. Aynı anda elliden fazla balonun şişmesine, şekillenmesine ve büyümesine tanık oluyoruz.
    4. Bakıyoruz aşağıya, yukarıdan bakınca bambaşka görünen dünyaya.
    5. Kapadokya’da bir cumartesi sabahı gün ağarmak üzereyken vadideki yüzlerce insan gibi beklemeye başlıyoruz.
    6. Her şey tamam olduğunda yolcular onar yirmişer balon sepetlerine doluşuyor.
    Numaralandırılmış cümleler, olayların oluş sırasına göre nasıl sıralanmalıdır?

    A) 1, 6, 3, 5, 4, 2
    B) 5, 3, 2, 1, 4, 6
    C) 5, 1, 3, 6, 2, 4
    D) 1, 2, 5, 4, 6, 3

    Cevap: C

  • 12) Bu gece yarısında iki kişi uyanık,
    Biri benim biri de uzayan kaldırımlar.
    Bu dizelerde kullanılan söz sanatının göstergesi aşağıdakilerden hangisidir?

    A)“Gece” ve “kaldırımlar”ın konuşturulması
    B)“Kaldırımlar”a insan özelliği yüklenmesi
    C)“Kaldırımlar”ın anlatımında aşırılığa gidilmesi
    D)“Gecenin uzunluğu”nun “kaldırımlar”a benzetilmesi

    Cevap: B

  • 13) Aşağıdaki sıralı cümlelerin hangisinde özne, ortak öge olarak kullanılmamıştır?

    A) Yanında getirdiği şiir kitabını çıkardı, okumaya başladı.
    B) Köşede oturan ihtiyar gazetesini bıraktı, söze karıştı.
    C) Yayladan inmiş, ovanın enginliğinde yol almaya başlamıştı.
    D) Kar kalkmış, hava açmış, ayaz gevşemişti.

    Cevap: D

  • 14) Tekerlemelerin ardından bu dünyaya çeviririz gözlerimizi; alabildiğine dal budak salan
    hayallerimiz bu dünyanın renkli ve esrarlı sonsuzluğu içinde doyum kazanır. Yine bu
    dünyanın mucizeleri ile küçük dünyamızı kendimizce oluşturur, sihirli bir değnekle
    dar sınırları istediğimiz gibi genişletiriz. Gönlümüzce Kaf Dağı’nın sultanı, gönlümüzce periler ülkesinin devi oluruz.
    Metne göre yazarın “bu dünya” ifadesiyle kastettiği tür aşağıdakilerden hangisidir?

    A) Masal
    B) Roman
    C)Hikâye
    D) Anı
    Cevap: A

  • 15) Gözleri kamaştıran sonsuz mavilikteki gökyüzü, alabildiğine açıktı. Soluk yüzlü eylül güneşi, camlardan kırılır gibi düşüyordu. Akasya ağaçları ve çiçek kümeleri arasında bekleşen çocuklar, bahçenin birer parçası gibi duruyorlardı eylül ışığında. Akasyaların yaprakları arasında salkımların çanakları sararmıştı.
    Yazar bu metnin anlatımında aşağıdakilerden hangisine başvurmuştur?

    A) Anlatılanları okuyucunun zihninde canlandırmaya
    B) Bir kavramı eksiksiz olarak açıklamaya
    C) Nesneleri karşılaştırarak metni etkileyici kılmaya
    D) Öne sürdüğü düşünceyi başkalarının görüşleriyle desteklemeye

    Cevap: A

  • 16) Tiyatro bu yıl baştan sona ilgiyle izlenebilecek, çarpıcı bir oyunla açtı perdelerini. (1) Bu oyun sağlam bir kurguya sahip. (2) Olaylar dizisinin canlandırılmasında ve sahne geçişlerinde saat gibi işleyen bir çözümlemeye gidilmiş. (3) Ne var ki, dekorlar ve ışık düzeni bu çözümlemeye yeterince katkı sağlayamıyor. (4) Ayrıca, bazı oyuncular seslerini ve bedenlerini iyi kullanamadıkları için rollerini başarıyla yerine getiremiyorlar.
    Bu parçada yazarın oyun hakkındaki düşüncesi, numaralandırılmış cümlelerin hangisinde değişmeye başlamıştır?

    A) 1
    B) 2
    C) 3
    D) 4

    Cevap: C

  • 17) “Ara sıra kır kokuları getiren hafif bir rüzgâr esiyordu.” cümlesindeki “kır” sözcüğünün eş seslisi aşağıdakilerin hangisinde kullanılmıştır?

    A) Bir kır gezisinde, tesadüfen tanıştık onunla.
    B) Kır çiçekleri topladım bu sabah senin için.
    C) Ellerini, kırları artan saçları arasında gezdirdi.
    D) Oğlum, kırlarda koşup oynamayı çok sevdi.

    Cevap: C

  • 18) Aşağıdaki cümlelerin hangisinde sebep-sonuç ilişkisi vardır?

    A) Hem biraz dinlenmiş hem de sohbet etmiş oluruz.
    B) Çok yorulduğumuzdan kendimizi çimenlerin üzerine bıraktık.
    C) Dosyayı ayrıntılı bir şekilde incelemeye başladı.
    D) Bahar gelmesine rağmen hava bir türlü ısınmadı.

    Cevap: B

  • 19) Aşağıdaki parçalardan hangisi üçüncü kişi ağzıyla anlatılmıştır?

    A) Güneşin şehre nefes aldırdığı bir gündü. Sokaklar sakindi. Yürürken başını kaldırıp sayıları durmadan artan yüksek binalara baktı. Cebinden adres yazılı kâğıdı çıkardı.
    B) Sinemadan sonra ablamla birlikte eve döndük. Yarım saat kadar çalıştık. Daha sonra ablam gitarını çaldı, küçük kardeşimle ben de masanın üstündeki dergileri okuduk.
    C) Her yaz güller için bir şeyler karalamak isterim. Ben baharı ve yazı gülle anıyorum, herhâlde siz de öylesinizdir. Gülleri isim isim, renk renk, koku koku tanımaktan memnunum.
    D) İşten çıkınca hiçbir yere uğramadan deniz kenarına koştum. Bir kayığa atlayıp gezintiye çıktım. Gün batımını keyifle seyrederken hayallere daldım.

    Cevap: A

  • 20) Küçük bir kalabalık -ancak çok yaklaşınca görülebilen- köye giden geniş yolun ağzında durmuştu.
    Bu cümledeki kısa çizgilerin yerine aşağıdaki noktalama işaretlerinden hangisi konursa aynı işlevde kullanılmış olur?

    A) ,
    B) ...
    C) :
    D) ;

    Cevap: A





 Yorum Yap (0)


* Buraya tıklayarak kaydolabilirsiniz.