YKS Türkçe Soruları 5 (2012 YGS Türkçe - Paragrafta anlam, cümlede anlama)
  • 1) Yazar; karşıtlıkların üst üste yığıldığı, ucu açık, kesin bir yargıya götürmeyen, tam bitmeyen metinleriyle, okuru düşüncelerin eşiğinde bırakıyor.
    Bu sözlere göre yazarın, okura yönelik olarak gerçekleştirmek istedikleri arasında aşağıdakilerden hangisi yoktur?

    A) Okuduklarını tamamlatıp onu bütünselliğe kavuşturtma
    B) Düş gücünü geliştirme
    C) Çok boyutlu düşündürme
    D) Yorumlamaya yönlendirme
    E) Söylenenlerin kanıtlanmasını isteme
    Cevap: E

  • 2) Bu parçadaki altı çizili sözlerden hangisinin yazımı yanlıştır?

    A) I.
    B) II.
    C) III.
    D) IV.
    E) V.
    Cevap: A

  • 3) Barthes’in “Sözcükler herkesin malıdır ama cümle yalnızca yazarın.” sözü aşağıdakilerden hangisiyle ilişkilendirilemez?
    A) Anlatım
    B) Özgünlük
    C) Biçem
    D) Anlamdaşlık
    E) Öznellik
    Cevap: D

  • 4) (I) Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın 1940’ta yayımladığı, ikinci şiir kitabı olan Çocuk ve Allah okurla yeniden buluşuyor. (II) Türk şiirinin dil ve yapı bütünlüğü bakımından
    en sağlam yapıtlarından biri. (III) Bin yıllık Türk şiirinin yüzyılımızdaki son halkası olarak varlığını koruyor. (IV) Şair; kitapta, insanın evrendeki yerini, doğanın görkemi karşısındaki sarsılış ve duyuşlarını dile getiriyor. (V) Bunları çocuklara özgü bir düş gücüyle yansıtıyor.
    Bir şair ve yapıtından söz edilen bu parçadaki numaralanmış cümlelerle ilgili olarak aşağıda verilenlerden hangisi yanlıştır?

    A) I. cümlede, anlatılan kitabın daha önce de basıldığından söz edilmiştir.
    B) II. cümlede, şiirlerin benzerlerinden ayrılan yönlerine değinilmiştir.
    C) III. cümlede, şiirleri güzel ve etkileyici kılan etkenler üzerinde durulmuştur.
    D) IV. cümlede, işlenen temalara değinilmiştir.
    E) V. cümlede, şiirlerin nasıl bir bakış açısıyla oluşturulduğu belirtilmiştir.
    Cevap: C

  • 5) Çevremdeki her şeyi izlerim. Otobüste, yolda, vapurda, ilgimi çeken hiçbir durumu kaçırmam. Bunun gibi, dinlediğim bir şarkıdaki duygu, izlediğim bir filmdeki sahne,
    zihnimde imgeye dönüşebilir. Tüm bu deneyimler, birikimler, duygulanımlar sonucunda bakıyorsunuz ki sözcükler üzerinde düşünmeye, onlarla dans etmeye başlamışsınız. Hatta 'sözcükleri yaşıyorsunuz', dahası 'sözcüklerin iç evreninde bir yolculuğa çıkıyorsunuz'. Sözcüğün melodisi, tınısı, kâğıda dökülürken çıkardığı ses, büyük bir lezzet sunuyor. Sizin kattığınız duyguyla bambaşka bir zenginlik kazanıyor.

    Bu parçada konuşan kişi tırnak içindeki sözlerle, sözcüklere yönelik olarak neyi yaptığını belirtmiştir?

    A) Onların anlam katmanlarında dolaştığını
    B) Anlatımını yalnızca dilin çevrimindekilerle sınırlandırdığını
    C) Ses özelliklerine, anlamdan daha çok önem verdiğini
    D) Kullanıma yenilerini kattığını
    E) Duygusal boyutlu olanları sıkça kullandığını
    Cevap: A

  • 6) Aşağıdaki cümlelerin hangisinde klasiklerle ilgili farklı bir düşünce dile getirilmiştir?
    A) Söyledikleri, hiçbir dönemde tüketilmez.
    B) Okurların dünyasında özgün ve değişmeyen bir yeri vardır.
    C) İnsan, yaşamının her döneminde onlarda kendini bulur.
    D) Anlaşılıp kavranabilmesi özel bir çaba, özel bir okurluk donanımı gerektirir.
    E) Onları okumaktan alınan haz hiçbir zaman azalmaz.
    Cevap: D

  • 7) Bir gün Nuruosmaniye’de bir yazar arkadaşımla karşılaştım. “Ne o beyim, romancılığa mı başladın?” dedi. Şaka etmediğini sesinden, bakışından anlamıştım. Demek benim takma adla yazmama bir şey demiyordu da kendi adımı kullanarak yazmamı ---- sayıyordu. Roman, romancıların alanıydı. Bir ozan buraya burnunu sokamazdı.
    Bu parçada boş bırakılan yere aşağıdaki deyimlerden hangisi getirilmelidir?

    A) kendi borusunu çalmak
    B) başına dert açmak
    C) iş çıkarmak
    D) çizmeden yukarı çıkmak
    E) kendi göbeğini kendi kesmek
    Cevap: D

  • 8) Gombrich, “Sanat ve Bilim” başlıklı incelemesinde, sürekli soru sormayı ve sordurmayı bilimsel tutumun doğal bir gereği sayar. Soru sorulmadan yapılan sanat eğitiminin, kendini yinelemeye yol açabileceğinden söz eder. Ünlü sanat kuramcısına göre, sanat alanındaki bilimsel çalışmalar, yapılmışı yineleyerek değil, sanata özgü olan bir tür serüven ruhundan, “bilinmeze adım atabilme ruhundan” kendine yeni besin kaynakları
    bulabilir. Buna karşılık sanatçıya da sanatta cesaretin her şey demek olmadığını ancak eleştirel bir tutuma eşlik eden cesaretin kişiyi gerçek başarıya götürebileceğini öğretebilir.
    Bu parçada, sanat alanındaki bilimsel çalışmalarda aşağıdakilerden hangisi önerilmektedir?

    A) Yenilikler ortaya koymak ve irdeleyerek çalışmak
    B) Daha önceki bilimsel araştırmaları rehber edinmek
    C) Sanatçının, ileriye yönelik girişimlerini desteklemek
    D) Sıra dışı konularda yazılmış eserlere gereken değeri vermek
    E) İyi eserle yetersiz eserin farkını tarafsız biçimde ortaya koymak
    Cevap: A

  • 9) Bir yazara göre çocuk beyinleri 'aynı tornadan çıkmış' küçük kaplara benzer, bunların ancak algılarla doldurulması gerekir. İşte bu yüzden onlara 'masal anlatılmayacaktır'. Hatta çiçek desenli halılar ya da kuşlu kelebekli tabaklarla fincanlar görmeleri de
    engellenecektir. Çünkü onlara göre çiçekler halılarda yetişmez; kuşlarla kelebekler, tabaklara ve fincanlara yapışıp kalmaz. Çocukların her şeyi dört işlem yoluyla
    değerlendirebilmeleri, yaşamları boyunca 'salt akıllarının buyruğuna uyarak davranmaları' sağlanacaktır böylece. Birer insan değil de ileride 'yararlı olmaları beklenen robotlar sayılan çocuklara' ancak gözle görülen, akılla kavranan olgular öğretilecektir. Yazar, bu yönteme göre yetiştirdiği çocukları bir tahta perdenin deliğinden sirk gösterilerini izlerken yakalayınca neredeyse fenalık geçirmiştir. Çünkü bu, akılla ve çarpım tablosuyla hiçbir ilişkisi olmayan, 'şiir okumak kadar ayıp bir eğlencedir'.

    Bu parçadaki tırnak içindeki sözlerle anlatılmak istenenler arasında aşağıdakilerden hangisi yoktur?

    A) Kişisel farklılığı yok sayma
    B) Gerçekler dünyasıyla sınırlı kalma
    C) Duyguları önemsemeyip dışlama
    D) Başkalarının isteklerine göre yaşama
    E) Her şeyi olumsuz yönleriyle değerlendirme
    Cevap: E

  • 10) (I) Tanpınar’ın yarım kalmış son romanı Ay’daki Kadın bir rüyadan uyanışla başlar ve içinde “rüya” sözcüğünün geçtiği bir cümleyle yarıda kalır. (II) Kitapta en çok yinelenen sözcüktür rüya; roman da adını, edebiyatımızda benzeri az bulunur bir mizahla kurulmuş eşsiz bir rüyadan alır. (III) Tanpınar’ın roman ve şiirlerini yakından
    tanıyanlar için Ay’daki Kadın’ın baştan aşağı bir rüya dili ve atmosferiyle kurulduğunu söylemek de şaşırtıcı olmayacaktır. (IV) Ay’daki Kadın, daha ilk sayfasından
    anlaşılacağı gibi okuyucuyu Tanpınar’ın o bilinen dünyasının hazlarına hemen götüren bir roman. (V) ÖteByandan, tamamlanmamış kitabın dünyası, çok belirgin
    düzeltmeleriyle Tanpınar’ın kimi romancı sırlarını ve kararsızlıklarını açığa vuran bir dünya.
    Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinde kişisel düşünceye yer verilmemiştir?

    A) I.
    B) II.
    C) III.
    D) IV.
    E) V.
    Cevap: A





 Yorum Yap (0)


* Buraya tıklayarak kaydolabilirsiniz.