ALES Türkçe Soruları 9 (2010 Ales İlkbahar - Paragraftan anlam)

AD-SOYAD:....................................... NO:........


sinavbak.com

  • 1) Bu yazar, Türk edebiyatında sağlam biçemi, başarılı dili ve temalarının çeşitliliğiyle hiçbir şiir akımının ya da topluluğun içinde yer almadan, ----.
    A) döneminin şiir anlayışına uygun yapıtlar verir
    B) kendine özgü bir şiir dünyası kurar
    C) okurların beklentilerini göz ardı eder
    D) edebiyat çevrelerinin acımasızca eleştirileriyle karşılaşır
    E) kendisine gereken değerin verilmediğini bilir
    Cevap: B
  • 2) (I) Bir roman, öykü ya da oyun başka bir anlatım formuna uyarlandığında artık onun ilk hâlini düşünmemek gerekir. (II) Çünkü artık eldeki yeni bir form- dur ve tartışma bu yeni form üzerinden yapılmalıdır. (III) Ne var ki romandan uyarlanan bu çizgi romanı,
    bu yeni forma göre değerlendirmekten yana olsam da kitapçı rafında görüp karıştırınca bir düğüm oluştu içimde. (IV) Bir kırgınlık, bir aldatılmışlık hissi... (V) Ne de olsa bir gönül bağı, bir vefa borcu var bende yazarına karşı. (VI) Ama dediğim gibi, bu tama-
    men kişisel bir yaklaşım olarak değerlendirilmeli, başka bir şey değil.
    Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinde, konuşan kişi öznel bir tutum içinde olmasının nedenini belirtmiştir?

    A) I.
    B) II.
    C) III.
    D) IV.
    E) V.
    Cevap: E
  • 3) (I) Diyet yapanların en önemli hatası, yeterince karbonhidrat almamaktır. (II) Ekmek, pilav, makarna gibi besinleri kesen kişilerin metabolizması, ihtiyacı olan karbonhidratı kastaki karbonhidrattan almaya başlar. (III) Bu da kas kaybı anlamına gelir ve beraberinde vücut su da kaybeder. (IV) Diyet yapan insan, tartıldığında kilo verdiğini sanır. (V) Ancak kaybedilen yağ değil, kas ve sudur. (VI) Eğer kilo vermenize karşın
    yalnızca yüzünüz, kollarınız inceliyor, yağ deposu olan karın ve öteki bölgeler aynı kalıyorsa yağ kaybetmediğinizi ve doğru zayıflamadığınızı bilmelisiniz.
    Bu parçadaki numaralanmış cümlelerle ilgili olarak aşağıda verilenlerden hangisi yanlıştır?

    A) I. cümlede, yanlış bir davranıştan söz ediliyor.
    B) II. cümlede, bazı besinlerin ne kadar alınması gerektiğinden söz ediliyor.
    C) IV. cümlede, düşülen bir yanılgıdan söz ediliyor.
    D) V. cümlede, bir gerçek ortaya konuyor.
    E) VI. cümlede, uyarı yapılıyor.
    Cevap: B
  • 4) Zamanında kendisi de iyi bir kaleci olan Fransız düşünürü ve romancısı Albert Camus, “Ahlaka dair bildiğim ne varsa futboldan öğrendim. Çünkü top hiçbir zaman beklediğim köşeden gelmedi.” demiş.
    Albert Camus bu sözleriyle aşağıdakilerden hangisini anlatmak istemiş olabilir?

    A) Ahlak üzerine geliştirdiği düşünceleri aktarmada futbol terimlerinden yararlandığını
    B) İyi bir düşünür ve romancı olmasını, eskiden sporla uğraşmış olmasına bağladığını
    C) Farklı bir alanda edindiği tecrübenin yaşama bakış açısını etkilediğini
    D) Kendisini, düşün ve yazın alanlarında, futbolda olduğundan daha başarılı bulduğunu
    E) Başarılı bir sporcu olmanın öncelikle güzel ahlaka sahip olmaktan geçtiğini
    Cevap: C
  • 5) Bir araştırma için iki, üç ve dört yaşındaki çocuklardan oluşan iki farklı grup oluşturulmuş. Araştırmacılar, çocukların daha önce görmedikleri nesneler hakkında sorular sormalarına izin vermişler. Birinci gruptaki çocukların soruları nesnelerin sadece adları verilerek, ikinci gruptaki çocukların soruları ise nesnelerin işlevleri de söylenerek yanıtlanmış. Yaşlarına bakılmaksızın ilk gruptaki tüm çocukların aldıkları yanıttan
    sonra nesnelerle ilgili tamamlayıcı başka sorular da sordukları, öteki gruptakilerin ise aldıkları yanıtlarla daha çok tatmin oldukları görülmüş.
    Bu parçaya dayanarak aşağıdaki yargılardan hangisine varılamaz?

    A) Çocuklar nesnelerin özelliklerini öğrenmeye çalışmışlardır.
    B) Bir gruptaki çocuklara verilen bilgilerle, onların sorduğu soruların sayısı arasında ters orantı vardır.
    C) Bilmedikleri nesnelerin yalnızca isimlerini söylemek çocuklar için bir şey ifade etmez.
    D)Nesnelerin işlevleri ile adları arasındaki ilişki çocukların ilgisini çeker.
    E)Soru sormak çocukların bilgi edinmek için kullandığı bir yöntemdir.
    Cevap: D
  • 6) İtalyan Rönesans Sanatçısı ve Mühendisi Leonardo da Vinci’nin bugün dünyanın dört bir yanındaki önemli koleksiyonlara dağılmış not defterleri büyük ilgi görüyor. Bu ilgi defterlerin içeriğinden, da Vinci’nin şifreli notlarından ve açıklamalarından kaynaklanıyor. Defterler, anatomik çizimler ve fantastik savaş silahlarından sanatsal çalışma eskizlerine ve karalamalara dek pek çok şey içeriyor. Da Vinci’nin, defterlerin hemen her sayfasına aldığı anlaşılmaz notlar, aslında “aynayla okunan yazılar”. Da Vinci’nin bunu, notlarını düşman gözlerden gizlemek için mi yoksa solak olduğundan bu şekilde daha kolay yazabildiği için mi yaptığı hâlâ bir sır. Ancak, notlarını sıradan okuyucudan gizlemeye, en azından kolay anlaşılır olmaktan uzaklaştırmaya çalıştığına şüphe yok.
    Bu parçada Leonardo da Vinci’nin defterleriyle ilgili olarak aşağıdakilerin hangisine değinilmemiştir?

    A) Neler içerdiğine
    B) İlgi odağı olmasının nedenlerine
    C) Dünyanın çeşitli yerlerinde bulunduğuna
    D) Hakkındaki bilinmeyene
    E) Yazıldığı dönemde yayımlanmadığına
    Cevap: E
  • 7) (I) Simyacıların maddeleri altına dönüştürmek için giriştikleri çabalar onları, keşfettikleri ve kullandıkları kimyasalların özelliklerini araştırmaya yöneltti. (II) Hakkında bilgi sahibi olunan elementlerin gittikçe artması, kimya biliminin gelişmesini sağladı ve elementleri sınıflandırma gereksinimini ortaya koydu. (III) Daha sonra, elementlerin isim ve özelliklerini içeren, işlevlerini ifade edecek kadar esnek yapıda yeni bir şifreli dilin gerekliliği ortaya çıktı. (IV) Bunun için çeşitli tablolar hazırlandı ama ilk modern periyodik tablo Rus Kimyager Dimitri Mendeleyev tarafından 1869’da geliştirildi. (V) Tablo, kimyayı anlama yolunda atılan çok önemli bir adımdı. (VI) Tablonun “periyodik” diye nitelendirilmesiyse benzer özelliklere sahip elementlerin aynı periyotta olmalarından kaynaklanıyordu. (VII) Var olan elementlerin kimyası hakkında pek çok bilgiyi özetleyen bu periyodik tabloya bakıldığında, elementlerin temel nitelikleri görülebilmektedir.

    Bu parçada aşağıdaki sorulardan hangisinin cevabı yoktur?

    A) Elementlerle ilgili araştırmalar ne gibi gelişmeler doğurmuştur?
    B) Periyodik tablonun başlıca özellikleri nelerdir?
    C) Simyayla ilgili çalışmalar hangi alanın gelişmesine katkıda bulunmuştur?
    D) Periyodik tablo son hâlini ne zaman almıştır?
    E) Tablonun “periyodik” olarak adlandırılması neye dayanmaktadır?
    Cevap: D
  • 8) Dünya, milyonlarca insanı ekran karşısına çeken ve gelmiş geçmiş en iyi televizyon dizilerinden biri olarak kabul edilen “Lost”un sonunu büyük bir merakla bekliyor. Tamamen kurguya dayalı, ıssız bir adada geçen bu diziye, sürekli yeni karakterler eklenerek, ölen karakterler hikâyeye yeniden alınarak ve karakterlerin hikâyeleri geçmiş, şimdi ve gelecekte birbiri içinde işlenerek dizinin temeli olan merak ögesi sürekli canlı tutuluyor. Kendi kültürünü yansıtan yapımları beğenip yabancı dizi izleme alışkanlığı olmayanlar, popüler kültürü sevenler, yeni medya araçlarını sonuna kadar
    kullanmayı bilen yeni kuşak, bilim kurgu ve mitoloji meraklıları “Lost” dizisinin izleyici kitlesini oluşturuyor.

    Bu parçaya göre, “Lost” dizisinin izlenme oranının yüksek olmasında,
    I. karakterlerdeki çeşitlilik ve değişim,
    II. hikâyenin ıssız bir adada geçmesi,
    III. karakterleri canlandıran oyuncuların tanınmamış olması,
    IV. hikâyede farklı zaman dilimlerinin iç içe geçmesi
    özelliklerinden hangileri etkilidir?

    A) I ve II
    B) I ve III
    C) I ve IV
    D) II ve III
    E) III ve IV
    Cevap: C
  • 9) Dünya, milyonlarca insanı ekran karşısına çeken ve gelmiş geçmiş en iyi televizyon dizilerinden biri olarak kabul edilen “Lost”un sonunu büyük bir merakla bekliyor. Tamamen kurguya dayalı, ıssız bir adada geçen bu diziye, sürekli yeni karakterler eklenerek, ölen karakterler hikâyeye yeniden alınarak ve karakterlerin hikâyeleri geçmiş, şimdi ve gelecekte birbiri içinde işlenerek dizinin temeli olan merak ögesi sürekli canlı tutuluyor. Kendi kültürünü yansıtan yapımları beğenip yabancı dizi izleme alışkanlığı olmayanlar, popüler kültürü sevenler, yeni medya araçlarını sonuna kadar
    kullanmayı bilen yeni kuşak, bilim kurgu ve mitoloji meraklıları “Lost” dizisinin izleyici kitlesini oluşturuyor.

    Bu parçaya göre, aşağıdakilerden hangisinin “Lost” dizisi izleyicisi olması beklenmez?

    A) Çağdaş bilimin verileriyle düş gücünden yararlanılarak oluşturulan ürünlerden hoşlananlar
    B) Yaşanmış gerçek olayları izlemeyi sevenler
    C) Evrenin doğuşuna ya da dinsel olaylara dayalı hikâyelere düşkünlüğü olanlar
    D) Toplumun geniş kesimlerine seslenen gelişmelere ilgi duyanlar
    E) Yerli yapımları izlemeyi sevenler
    Cevap: B
  • 10) Doğu Karadeniz kırsal bölgesine ilk kez gidenler, özellikle turistler, gördükleri ufak tefek ahşap yapıları, çocukların oynadıkları ağaç evlere benzetirler. Serender adı verilen bu yapılar aslında ev değil, yiyecek saklamak amacıyla yapılmış yerlerdir. Ahşap
    çatmayla yapılanı da var, boğaz geçmeyle yapılanı da; kerestesi çam olan da var, kestane olan da... Bu çeşitliliğe karşın serenderler aslında basit bir mimariye sahiptir. Bunlar toprağa çakılı dört ayak üstüne oturtulmuştur. Yiyecekleri kemirgenlerden korumak için yerden iki-üç metre yüksekte inşa edilen bu yapıların, iş bittikten sonra toplanıp kaldırılabilen merdivenleri vardır. Ayrıca yiyeceklerin havadar bir ortamda, bozulmadan saklanabilmesi için bir dizi küçük oymalı penceresi bulunur.

    I. Pencerelerinin olması
    II. Yerden yüksek olması
    III. Portatif bir merdivene sahip olması
    IV. Basit bir mimariyle yapılmış olması
    Bu parçaya göre, serenderlerin yukarıda verilen özelliklerinden hangileri “önlem” amacı taşımaktadır?

    A) I ve II
    B) I ve III
    C) II ve IV
    D) III ve IV
    E) I, II ve III
    Cevap: E
  • 11) Bayramlardan bir gece önce, içimdeki küçük kız çıkıveriyor ortaya. Yatağının baş ucuna koymak için, kabarık, kısa bir etek, yeni açmış nar çiçeği renkli bir gömlek, altına siyah rugan ayakkabı ve kıvırcık saçlarını iki yandan tutturacak parlak taşlı tokalar istiyor
    benden. Sürekli yanımda olmasını isteyip de bulamadığım o küçük kızın gönlünü etmek, bu tek başına geçirilen günlerde öylesine zor geliyor ki bana... Eminim benim gibi daha niceleri var üstelik. Çocukluğumdaki bayramları özlüyorum! O bayramları anımsamak, o günleri aramak eskimiş olmak mı, diye düşünüyorum sıklıkla. Gelenekleri yadsımanın neredeyse erdem sayıldığı günümüzde, bayramları bile eskiten
    biz değil miyiz aslında? Geçmişten bugüne neler değişti de bayramları bayram gibi yaşayamaz olduk?

    Bu parçadan aşağıdaki genellemelerin hangisine ulaşılamaz?

    A) Çocukluk yıllarında yaşanan bayramların verdiği zevk farklıdır.
    B) Bayramlar, birlikte geçirilen zamanlar olmaktan çıkmıştır.
    C) Zaman içinde bayramların insanlar açısından anlamı değişmiştir.
    D) Toplumsal uzlaşma için fırsat olan bayramların değerlendirilmesi gerekir.
    E) Toplumun değer yargıları zamanla değişebilir.
    Cevap: D
  • 12) Bayramlardan bir gece önce, içimdeki küçük kız çıkıveriyor ortaya. Yatağının baş ucuna koymak için, kabarık, kısa bir etek, yeni açmış nar çiçeği renkli bir gömlek, altına siyah rugan ayakkabı ve kıvırcık saçlarını iki yandan tutturacak parlak taşlı tokalar istiyor
    benden. Sürekli yanımda olmasını isteyip de bulamadığım o küçük kızın gönlünü etmek, bu tek başına geçirilen günlerde öylesine zor geliyor ki bana... Eminim benim gibi daha niceleri var üstelik. Çocukluğumdaki bayramları özlüyorum! O bayramları anımsamak, o günleri aramak eskimiş olmak mı, diye düşünüyorum sıklıkla. Gelenekleri yadsımanın neredeyse erdem sayıldığı günümüzde, bayramları bile eskiten
    biz değil miyiz aslında? Geçmişten bugüne neler değişti de bayramları bayram gibi yaşayamaz olduk?

    Bu sözleri söyleyen kişi aşağıdakilerden hangisiyle nitelendirilemez?

    A) Küskün
    B) Duygusal
    C) Eski günleri özleyen
    D) Üzgün
    E) Geleneklerine bağlı
    Cevap: A
  • 13) Elden kaçıveren zamanı henüz yakalayan olmadı. Mezopotamya, Mısır, Yunan, Roma, Çin, Celali, Rumi, Hicri, Miladi, Gregoryen takvimleri... Firari zamanın peşinden her kültür kendi takvimini yaptı. Çünkü zaman çok değerliydi ve kendi yaptıkları takvim ne
    kadar çok kişi tarafından benimsenirse o kadar söz sahibi olabilirlerdi. Bir takvimin kitlelerce kabul görmesi ancak, onun zamanın en küçük bölümlerini belirleyebilmesiyle sağlanabilirdi.

    Bu parçaya göre, kültürlerin kendi yaptıkları takvimlerin yaygınlaşmasını istemesinin nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

    A) Kullanıcıları arasındaki ortak kültürü temsil etmesi
    B) Her kültürün, kendi yaptığı hesabın doğru olduğuna inanması
    C) Egemenliğini başkalarına kabul ettirmek istemesi
    D) Takvimdeki hataların fark edilip düzeltilmesini hızlandırması
    E) Döneme ilişkin kayıtlardaki karmaşanın bitirilmek istenmesi
    Cevap: C
  • 14) Elden kaçıveren zamanı henüz yakalayan olmadı. Mezopotamya, Mısır, Yunan, Roma, Çin, Celali, Rumi, Hicri, Miladi, Gregoryen takvimleri... Firari zamanın peşinden her kültür kendi takvimini yaptı. Çünkü zaman çok değerliydi ve kendi yaptıkları takvim ne
    kadar çok kişi tarafından benimsenirse o kadar söz sahibi olabilirlerdi. Bir takvimin kitlelerce kabul görmesi ancak, onun zamanın en küçük bölümlerini belirleyebilmesiyle sağlanabilirdi.

    Bu parçaya göre, bir takvimin yaygın olarak benimsenip kullanılabilmesi için aşağıdaki özelliklerden hangisine sahip olması gerekir?

    A) Kullanımının kolay olması
    B) Kültürel değerleri önemsemesi
    C) Herkesçe anlaşılır bir dille oluşturulması
    D) Son dönemde icat edilmesi
    E) Zamanı olabildiğince ayrıntılı olarak göstermesi
    Cevap: E
  • 15) 2000 yılında, Etiyopya’nın Dikika bölgesinde, 3,3 milyon yıl önce yaşadığına inanılan üç yaşındaki bir çocuğa ait fosil bulundu. Bu fosilin Australopithecus afarensis türüne ait olduğu ve bu türe ait bugüne kadar bilinen en eski fosil olan Lucy’den yüz elli bin yıl
    önce yaşadığı tahmin ediliyor. “Selam” adı verilen bu kız çocuğunun fosilinin eksik parçalarının bulunması dört yıl sürdü. Bütün kemik parçalarının bulunmasının ve onun bir çocuk olmasının, insanın evrimiyle ilgili önemli ipuçları vereceği düşünülüyor. Araştırmayı yapan bilim adamlarına göre, ayak kemikleri ve diz yapısı çocuğun kesinlikle iki ayak üzerinde dik yürüdüğünü, kol kemiklerinin dizlere kadar inmesi ise tırmanabildiğini gösteriyor. Parmaklarının da çok daha kıvrımlı olması bu teoriyi destekliyor. Ayrıca kafatasının küçük olması beyninin küçük olduğunun bir göstergesi.

    Bu parçada “Selam” ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

    A) Ne tür yiyeceklerle beslendiğine
    B) Hangi türün özelliklerini taşıdığına
    C) Kol kemiklerinin özelliğine
    D) İskeletinin tamamının bulunduğuna
    E) Kafatasıyla beyninin büyüklüğü arasındaki ilişkiye
    Cevap: A
  • 16) 2000 yılında, Etiyopya’nın Dikika bölgesinde, 3,3 milyon yıl önce yaşadığına inanılan üç yaşındaki bir çocuğa ait fosil bulundu. Bu fosilin Australopithecus afarensis türüne ait olduğu ve bu türe ait bugüne kadar bilinen en eski fosil olan Lucy’den yüz elli bin yıl
    önce yaşadığı tahmin ediliyor. “Selam” adı verilen bu kız çocuğunun fosilinin eksik parçalarının bulunması dört yıl sürdü. Bütün kemik parçalarının bulunmasının ve onun bir çocuk olmasının, insanın evrimiyle ilgili önemli ipuçları vereceği düşünülüyor. Araştırmayı yapan bilim adamlarına göre, ayak kemikleri ve diz yapısı çocuğun kesinlikle iki ayak üzerinde dik yürüdüğünü, kol kemiklerinin dizlere kadar inmesi ise tırmanabildiğini gösteriyor. Parmaklarının da çok daha kıvrımlı olması bu teoriyi destekliyor. Ayrıca kafatasının küçük olması beyninin küçük olduğunun bir göstergesi.

    Bu parçaya göre “Lucy” için aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

    A) Parmak kemiklerinin daha kıvrımlı olduğu
    B) İki ayak üzerinde dik yürüdüğü
    C) Daha erken dönemde yaşadığı
    D) Boyunun daha kısa olduğu
    E) Ağaçlık bir alanda yaşadığı
    Cevap: B
  • 17) Sık sık yanıma öğrenciler gelir. Edebiyat öğretmenleri ödev vermiştir, “Bir şair ya da yazarla röportaj yapın.” Gelirler, hep aynı soruları sorarlar, “Hayatınızı anlatır
    mısınız? Kaç kitap yazdınız?” gibi... Sorulardan, okuma alışkanlıklarının olmadığını hemen anlarım. “Aç şu kitabımı oku.” derim öylelerine, oturup yaşam öykümü mü anlatayım uzun uzun? Ama geçen gün iki liseli kız öğrencinin bana yönelttiği şu soru birden bir ışık yaktı içimde: “Okura yetişmek, ondan geri kalmamak için ne yapıyorsunuz?” Öteki soruları da ilgi çekiciydi. Ama kafam takıldı bu soruya. Okurun gerisinde kalmak demek, çağın beğenisinin, toplumun özlemlerinin, isteklerinin dışında kalmak demektir. Ben de onlara “Ne mi yapıyorum? Önce iyi bir okur olmaya çalışıyorum.” dedim. Eskiden bazı ünlü yazarlar, “Ben okumam, yazarım.” derlerdi, bu yüzden okunmaz oldular.

    Bu parçada yazar özellikle aşağıdakilerin hangisinden yakınmaktadır?

    A) Öğrencilerin röportaj yapmak için sürekli kendisini seçmesinden
    B) Yazdığı yazıların, yayımlanan kitaplarının okunmamasından
    C) Öğretmenlerin hep aynı konuyla ilgili ödev vermesinden
    D) Kendisine kalıplaşmış, sıradan soruların yöneltilmesinden
    E) Yoğun çalışma hayatı boyunca başka işlere zaman ayıramamasından
    Cevap: D
  • 18) Sık sık yanıma öğrenciler gelir. Edebiyat öğretmenleri ödev vermiştir, “Bir şair ya da yazarla röportaj yapın.” Gelirler, hep aynı soruları sorarlar, “Hayatınızı anlatır
    mısınız? Kaç kitap yazdınız?” gibi... Sorulardan, okuma alışkanlıklarının olmadığını hemen anlarım. “Aç şu kitabımı oku.” derim öylelerine, oturup yaşam öykümü mü anlatayım uzun uzun? Ama geçen gün iki liseli kız öğrencinin bana yönelttiği şu soru birden bir ışık yaktı içimde: “Okura yetişmek, ondan geri kalmamak için ne yapıyorsunuz?” Öteki soruları da ilgi çekiciydi. Ama kafam takıldı bu soruya. Okurun gerisinde kalmak demek, çağın beğenisinin, toplumun özlemlerinin, isteklerinin dışında kalmak demektir. Ben de onlara “Ne mi yapıyorum? Önce iyi bir okur olmaya çalışıyorum.” dedim. Eskiden bazı ünlü yazarlar, “Ben okumam, yazarım.” derlerdi, bu yüzden okunmaz oldular.

    Bu parçada yazar, bazı ünlü yazarların okunmaz hâle gelmesini aşağıdakilerden hangisine bağla maktadır?

    A) Başkalarının yazdıklarıyla ilgilenmemelerine
    B) Çok sayıda ürün verememelerine
    C) İlgi çekici konular seçmemelerine
    D) Gelenekçi yapıda olmalarına
    E) Yazdıklarının anlaşılmamasına
    Cevap: A
  • 19) Amerikan sineması eskiden hikâye anlatmada çok başarılıydı, şimdiyse en kötüler arasında yer alıyor. Çünkü artık hikâye değil, durum anlatıyor. Filmlerin büyük çoğunluğunda, neler olacağı ilk on ya da yirmi dakikada anlaşılıyor. Bu hikâye anlatmak değil. Hikâye kıvrımlarını yavaş yavaş açar, telaşla bir sağa bir sola savrulmaz.

    Bu parçaya göre, Amerikan sinemasıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

    A) İyi senaryo bulmakta güçlük çekildiği
    B) Filmlerin gereğinden uzun olduğu
    C) Yüksek gişe getirisi olan filmler çekildiği
    D) Teknolojinin olanaklarından aşırı ölçüde yararlanıldığı
    E) Filmlerin, izleyicinin merak duygusunu canlı tutamadığı
    Cevap: E
  • 20) Amerikan sineması eskiden hikâye anlatmada çok başarılıydı, şimdiyse en kötüler arasında yer alıyor. Çünkü artık hikâye değil, durum anlatıyor. Filmlerin büyük çoğunluğunda, neler olacağı ilk on ya da yirmi dakikada anlaşılıyor. Bu hikâye anlatmak değil. Hikâye kıvrımlarını yavaş yavaş açar, telaşla bir sağa bir sola savrulmaz.

    Bu parçaya dayanarak iyi bir sinema filminin,
    I. trajik olaylardan uzak olma,
    II. daha önce işlenmemiş konuları seçme,
    III. olayları önceden kestirilemeyecek bir yönde geliştirme
    özelliklerinden hangilerini taşıması gerekir?

    A) Yalnız I
    B) Yalnız II
    C) Yalnız III
    D) I ve III
    E) II ve III
    Cevap: C
Yorum Yap
Gönder