ALES Türkçe Soruları 6 (2011 Güz Ales Sözel 1 - Paragrafta anlam bütünlüğü ve anlam)

AD-SOYAD:....................................... NO:........


sinavbak.com

  • 1) Fransız İhtilali’nden doğan düşüncelerin ülkemizde yeni yeni tanınmaya başladığı dönemde, her şeyden önce, bu hareketin arkasındaki büyük düşünürlerin bütün
    eserleriyle incelenmesi ve tartışılması gerekirdi. Ancak onlardan hemen hemen hiçbir yapıt çevrilmemişti dilimize. Türk düşünürleri, gazetelerde ve haftalık dergi sayfalarında sıradan sorulara cevap vermeye çalışarak dar bir çerçeveye sıkışıp kalmışlardı. Durum böyle olunca Tanzimat ve Meşrutiyet’in, düşünce tarihi bakımından ---- belirtmek gerekir.
    Parçadaki anlam boşluklarını anlam bakımından en uygun biçimde tamamlayan seçeneği bulunuz.

    A) değişkenlik gösterebileceğini
    B) yüzeysel kaldığını
    C) tarafsızlıktan yana olduğunu
    D) objektif olarak değerlendirildiğini
    E) açıklanması zor dönemler olduğunu
    Cevap: B
  • 2) Okumak için kitap seçerken sizinkine hiç benzemeyen bir hayatın hikâyesini bulmak mıdır isteğiniz? Ya da sizinkine benzer bir hayatın alt yazısında hiç de bilmediğiniz yanları bulmak mı?
    Bu parçada geçen “alt yazısı” sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

    A) Yönlendirme özelliği olan
    B) Açıkça söylenmeyen ancak sezilebilen
    C) Herkesin ilgisini çekecek nitelikte olan
    D) Belli bir düşünceyi benimsetmeye çalışan
    E) Anlatılmak istenene, karşıt bir düşünceden yola çıkarak varan
    Cevap: B
  • 3) (I) Okul çağında kazanılan beslenme alışkanlıkları, ileri yaşlarda, sağlıklı beslenmenin temelini oluşturur ve süreklilik gösterir. (II) Bu nedenle yanlış alışkanlıklardan
    kaçınmak gerekir. (III) Bu dönemde görülen beslenme hatalarından biri kahvaltı yapmamaktır. (IV) Kahvaltı, insanın en uzun süre aç kaldığı bir zaman diliminden
    sonra yapıldığı için, tükenen enerjinin tekrar alınabilmesi bakımından en önemli öğündür. (V) Bu konudaki bazı araştırmalarda, kahvaltı yapan çocuğun sınıftaki
    25.başarısının daha fazla olduğu ortaya çıkarılmış, bu çocukların beslenme yetersizliğinden kaynaklanan hastalıklara daha az yakalandıkları saptanmıştır. (VI) Bütün bunlara ek olarak kahvaltı yapmayan çocukların şişman oldukları belirlenmiştir.
    Bu parçadaki numaralanmış cümlelerle ilgili olarak aşağıda verilenlerden hangisi yanlıştır?

    A) I. cümlede, beslenmenin, çocukların gelecekteki yaşamları açısından önemi vurgulanmıştır.
    B) III. cümlede, beslenmede doğru olmayan bir tutumdan söz edilmiştir.
    C) IV. cümlede, kahvaltının değeri, neden-sonuç ilişkisiyle anlatılmıştır.
    D) V. cümlede, kahvaltı yapmanın olumlu sonuçları belirtilmiştir.
    E) VI. cümlede, konuya ilgilerini çekmek amacıyla velilere uyarıda bulunulmuştur.
    Cevap: E
  • 4) (I) Uzunluğu sekiz, genişliği bir kilometre olan Tortum Gölü’nden çıkan sular, Tortum Şelalesi’ni oluşturuyor. (II) Kretase Dönemine ait marnlı kalkerle çevrili bir heyelan gölü bu. (III) Şelaleden gelen sular küçük bir çay hâlinde, dar bir vadiden geçerek Oltu Çayı’yla birleşiyor. (IV) Bu iki çayın birleşmesinden oluşan Çoruh Nehri ise Gürcistan’a doğru devam edip oradan Karadeniz’e dökülüyor. (V) 1952-1960 yılları arasında yapılan Tortum Hidroelektrik Santrali devreye girdikten sonra santral tribünlerine alınan su, şelalenin eski heybetini dönem dönem yitirmesine neden oluyor. (VI) Ancak suların
    kabardığı kış ve bahar aylarında şelale eski haşmetine kavuşuyor.
    Bu parçadaki numaralanmış cümlelerle ilgili olarak aşağıda verilenlerden hangisi yanlıştır?

    A) I. cümlede, Tortum Gölü’nün büyüklüğü sayısal değerlerle belirtilmiştir.
    B) III. cümlede, vadinin nasıl oluştuğu açıklanmıştır.
    C) IV. cümlede, Çoruh Nehri’nin geçiş yolu hakkında bilgi verilmiştir.
    D) V. cümlede, söz konusu santralin yol açtığı bir değişikliğe değinilmiştir.
    E) VI. cümlede, şelalenin belirli zamanlardaki görünüşü üzerinde durulmuştur.
    Cevap: B
  • 5) Yazarın bu romanı, (I) eleştirmenler tarafından sadece yılın en iyi kitapları arasında sayılmakla kalmadı, (II) genç (III) yazarın en önemli (IV) romanı (V) olarak nitelendirildi.
    Bu cümledeki numaralanmış yerlerden hangisine “aynı zamanda” sözü getirilmelidir?

    A) I.
    B) II.
    C) III.
    D) IV.
    E) V.
    Cevap: B
  • 6) Sabahın erken saati. Ortalık sessiz. Evin içinde çıt çıkmamasını anlıyorum da sokağın, ölüm katılığındaki durgunluğuna ne demeli? Gökyüzü simsiyah. Renkler koyulaştı. Boğaz, kirli bir griyle yılan yeşili arasında. Yaprak bile kımıldamıyor. Ansızın kendimi, fırtınadan önceki koyulukta buluyorum. Sanki eşyanın tabiatı değişti. Ağaçların yaprakları bir anda büyüdü. Gökyüzü alçalabildiği kadar alçaldı. Oradan uzanıp toprağı hışımla ezerek derinlere doğru itecek gibi.
    Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

    A) Koşula yer verilmiştir.
    B) Kişileştirmeden yararlanılmıştır.
    C) Benzetmeye başvurulmuştur.
    D) Deyim kullanılmıştır.
    E) İşitme duyusuyla algılanan ayrıntılara yer verilmiştir.
    Cevap: A
  • 7) 1928 yılında 20 kişiyle kurulan ve zamanla dünyanın en büyük ordu korosu hâline gelen Rus Kızıl Ordu Korosu önceleri Sovyet Devrimi’nin simgesi olarak tanındı. An-
    cak değişen zaman ve koşullarla birlikte koro politik amaçlardan sıyrılarak folklorik bir yapı kazandı. Geçtiğimiz yıllarda Türkiye’ye de gelerek Onuncu Yıl Marşı’nı
    ve birçok popüler şarkıyı Türkçe seslendiren koro, özel müzik ve koreografi eğitimi almış kişilerden oluşuyor.
    Bu parçadan Kızıl Ordu Korosu’yla ilgili olarak aşağıdakilerin hangisi çıkarılamaz?

    A) Üye sayısında zaman içinde artış olmuştur.
    B) Başlangıçta, siyasetin etkili olduğu bir kuruluştur.
    C) Rusya dışında da konserler vermektedir.
    D) Kuruluşundan beri dünyanın en büyük korosudur.
    E) Ülkesini temsil eden bir topluluktur.
    Cevap: D
  • 8) İstanbul Arkeoloji Müzeleri “imparatorları” ağırlıyor. Hitit Döneminden Osmanlıya kadar Anadolu’da ve çevresinde hüküm sürmüş olan imparatorluklara ait eserler meraklılarıyla buluşuyor. Anadolu’nun değişik müzelerinden seçilmiş olan dev mermer heykellerden sikkelere, el yazmalarından imparator mühürlerine kadar birçok eser, imparatorluklardan kalan izleri sürmemizi sağlıyor. 120 yıllık geçmişiyle kendisi de bir imparatorluk müzesi olan İstanbul Arkeoloji Müzeleri, yaklaşık 3500 yıllık bir dönemde, bu coğrafyada hüküm sürmüş imparatorlarla buluşmak isteyenleri davet ediyor.
    İstanbul Arkeoloji Müzeleri ve buradaki sergiye ilişkin bu parçadan aşağıdaki yargıların hangisi çıkarılamaz?

    A) Sergilenen eserler arasında dönemin toplumsal hayatıyla ilgili buluntular da vardır.
    B) Sergilenen eserlerin ortak özelliği Anadolu’ya ve
    yakın bölgelere ait olmasıdır.
    C) Farklı müzelerde bulunan eserler sergilenmek üzere İstanbul’a nakledilmiştir.
    D) Osmanlı Döneminde kurulmuş bir müzedir.
    E) Sergilenen eserler kronolojik bir düzene göre yerleştirilmiştir.
    Cevap: E
  • 9) Geçmişi Antik Yunan’a uzanan günümüzün tiyatro festivalleri, farklı ülkeler ve kültürler arası etkileşimde rol oynayarak önemini koruyor. Dil farklılıklarını ortadan kaldıran müzik, dans ve mimden yararlanılarak ve günümüzdeki teknolojik olanaklar kullanılarak alt yazıyla başka başka diller konuşan halklara görsel olarak ulaşmak artık zor değil. Yerel ve bölgesel festivaller hemen her ülkede varlığını sürdürürken Avrupa’nın
    önemli uluslararası tiyatro festivalleri de özellikle yaz ayları boyunca farklı izleyicilerle buluşuyor.
    Bu parçada tiyatro festivalleriyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

    A) Hangi görsel ve işitsel ögelerin kullanıldığına
    B) Çağımızda nasıl bir işlevinin bulunduğuna
    C) Avrupa ülkelerinde neden yaygın olduğuna
    D) Kaynağını hangi kültürün oluşturduğuna
    E) Farklı ülkelere seslenebilmek için nelere başvurulduğuna
    Cevap: C
  • 10) Hayatımızın büyük bir bölümü para biriktirmek ya da 32.birtakım şeyler satın alabilmek için çalışmakla geçiyor. Sonra, sahip olduğumuz bu şeyleri “miras” olarak ço-
    cuklarımıza bırakıyoruz. Hatta bazen amaç da bu oluyor: Çocuklarına bir şeyler bırakabilmek. Hâlbuki bu konuda biraz bencil olmak da gerekli. Tabii ki çocukla-
    rımızı düşünmeyelim demiyorum. Ama onlar zaten kendi gelecekleri için çalışacaklardır. Hayatımızı tümüyle onlara adamamıza gerek yok ki! Biraz da kendi zevkerimiz, özlemlerimiz için çaba harcamalıyız. Vakit varken gezip tozmalıyız mesela, içimizden gelen bazı istekleri yerine getirmek için kendimize fırsat tanımalıyız,
    hayattan hoşnut olabilmek için...
    Bu parçada aşağıdakilerden hangisi eleştirilmektedir?

    A) Günümüzde büyüklerden çok şey beklenmesi
    B) Çocuklara gereğinden fazla zaman ayrılması
    C) İnsanların iş yaşamında mutsuz olması
    D) Kendi hayatını yaşamanın ihmal edilmesi
    E) İnsanların umutlarını yitirmesi
    Cevap: D
  • 11) Yapılan çalışmalar, annenin ya da babanın obez olması durumunda çocukların ileride obez olma riskinin, ortalamanın dört katı kadar olduğunu gösteriyor. Annenin ve
    babanın her ikisi de obez ise çocuğun ileride obez olma riski sekiz kata kadar çıkıyor. Çocukluk çağında obez olanların yarısının erişkin dönemde obez olma olasılığı
    var. Bu da obeziteye yol açan tek etkenin sadece ihtiyaç fazlası yeme alışkanlığı olmadığını gösteriyor. Ayrıca obezite, çocukluk tipi ve erişkin tipi olarak ikiye ayrılıyor.
    Çocuklukta obezite, yağ hücrelerinin sayısının artmasıyla oluşuyor. Erişkinlikteki obeziteyse yağ hücrelerinin sayısının değil hacminin artmasına, yani hücrenin içinde
    depolanan yağ miktarının artmasına bağlı olarak ortaya çıkıyor.
    Bu parçada aşağıdakilerin hangisine değinilmemiştir?

    A) Obeziteyle aileden gelen etkenler arasındaki ilişkiye
    B) Çocukluktaki obezitenin erişkinlikte de obeziteye neden olabileceğine
    C) Obezitenin türleri olduğuna
    D) Çocukluk ve erişkinlikte görülen obezitenin farklı özelliklerine
    E) Hangi tip obezitenin daha tehlikeli olduğuna
    Cevap: E
  • 12) Adıyaman’ın Kâhta ilçesinde bulunan Nemrut Dağı’nda, antik dünyanın en görkemli eserleri olarak kabul edilen olağanüstü anıtlar var. MÖ 69-36 arasında hüküm süren
    Kommagene Kralı I. Antiokhos tarafından yaptırılan eserler arasında öyle bir taş levha var ki ardındaki sır perdesini aralamak isteyen pek çok araştırmacıyı yıllar-
    ca uğraştırdı. Bu kabartma levhada sağa doğru yürüyen bir aslan figürü ve çok sayıda yıldız yer alıyor. “Aslanlı Kabartma” aslında bir gök haritası, yani horoskoptu ve
    gök cisimlerinin gökyüzündeki konumlarını tasvir ediyordu. Nemrut’taki bu kabartma, dünyanın bilinen en eski ve en büyük horoskobu olarak tarih kitaplarındaki yerini
    alacaktır.
    Bu parçada aşağıdaki sorulardan hangisinin cevabı yoktur?

    A) Aslanlı Kabartma’nın gizi neden kısa sürede çözülememiştir?
    B) Aslanlı Kabartma nerededir?
    C) Horoskop nedir?
    D) Sözü edilen eserler hangi dönemden kalmadır?
    E) Aslanlı Kabartma neyi anlatmaktadır?
    Cevap: A
  • 13) Bildiğimiz turnadan daha küçük ve zarif olan telli turnanın tepesinde kırmızılık yoktur. Başındaki ve boynundaki siyah tüyler göğsünden aşağı sarkar. Gözünün gerisinden çıkan beyaz tüyleriyle diğer akrabalarından ayrılan telli turna, dünyadaki en yaygın ikinci turna türüdür. Ne var ki artık bu türe Türkiye’de çok az rastlanıyor. Çünkü telli turnaların üreme alanı olan, aynı zamanda nisan-eylül arasındaki göçleri sırasında konakladıkları Doğubeyazıt sazlıkları ile Muş Ovası çevresindeki sulak çayırlar yıldan yıla azalıyor. Doğu Anadolu’daki akarsu vadilerinde, 20-30 çift telli turnanın ürediği tahmin edildiği hâlde, konuyla ilgilenen bir dernek tarafından ancak 11 telli turna bulunduğu belirlenmiş. Hangisi doğru olursa olsun bu rakamlar, barındırdığı 465 kuş türüyle kuş bilimciler ve gözlemciler için bir cennet olan Türkiye’de telli turnaların neredeyse yok olduğu ve acilen önlem alınmazsa çok yakın bir zamanda yalnızca türkülerde yaşayacağı anlamına geliyor.

    Bu parçada telli turnanın Türkiye’de az bulunması aşağıdakilerden hangisine bağlanmıştır?

    A) Mevsim değişimlerine uyum sağlayamamasına
    B) Türkiye’nin, göç güzergâhı üzerinde yer almamasına
    C) Yaşamalarına ve üremelerine elverişli yerlerin azalmasına
    D) Üreme bölgelerinde tarımsal faaliyetlerin artmasına
    E) İnsanlar tarafından bilinçsizce avlanmasına
    Cevap: C
  • 14) Bildiğimiz turnadan daha küçük ve zarif olan telli turnanın tepesinde kırmızılık yoktur. Başındaki ve boynundaki siyah tüyler göğsünden aşağı sarkar. Gözünün gerisinden çıkan beyaz tüyleriyle diğer akrabalarından ayrılan telli turna, dünyadaki en yaygın ikinci turna türüdür. Ne var ki artık bu türe Türkiye’de çok az rastlanıyor. Çünkü telli turnaların üreme alanı olan, aynı zamanda nisan-eylül arasındaki göçleri sırasında konakladıkları Doğubeyazıt sazlıkları ile Muş Ovası çevresindeki sulak çayırlar yıldan yıla azalıyor. Doğu Anadolu’daki akarsu vadilerinde, 20-30 çift telli turnanın ürediği tahmin edildiği hâlde, konuyla ilgilenen bir dernek tarafından ancak 11 telli turna bulunduğu belirlenmiş. Hangisi doğru olursa olsun bu rakamlar, barındırdığı 465 kuş türüyle kuş bilimciler ve gözlemciler için bir cennet olan Türkiye’de telli turnaların neredeyse yok olduğu ve acilen önlem alınmazsa çok yakın bir zamanda yalnızca türkülerde yaşayacağı anlamına geliyor.

    Bu parçada telli turnayla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

    A) Başka türden kuşlarla benzerliğine
    B) Öteki turnalardan farkına
    C) Ne zaman göç ettiğine
    D) Bulunduğu kimi bölgelere
    E) Kültürel değerlere yansıdığına
    Cevap: A
  • 15) 1990’lı yıllarda Nuh Tufanı’yla ilgili tüm tezleri alt üst eden yeni bir kuram ortaya atıldı. Karadeniz’de araştırmalar yapan William Ryan ve Walter Pitman adlı Amerikalı iki jeofizikçi, Nuh Tufanı’nın MÖ 5600 civarında Karadeniz’de meydana gelmiş çok büyük bir afet olduğunu ileri sürdüler. Onlara göre, Karadeniz bundan 7500 yıl önce bir tatlı su gölüydü. Asya’yı Avrupa’dan ayıran İstanbul Boğazı henüz oluşmamıştı. Ancak Buzul
    Çağının sonlarında buz dağları eridi ve bütün dünyada denizler yükseldi. Atlas Okyanusu’ndan beslenen Akdeniz, artan tuzlu suyunu Çanakkale Boğazı’ndan
    Marmara’ya boşaltmaya başladı. Karalar Marmara’nın Karadeniz’le birleşmesini önlediği için bu denizin yüzeyi deniz seviyesinin 130 metre altında kalmıştı. Pitman’a
    göre, büyük depremlerden sonra Asya ile Avrupa birbirinden ayrılınca İstanbul Boğazı’ndan günde 10 milyon metre küp su, iki yıl boyunca devasa şelaleler hâlinde
    göle dolmaya başladı. Karadeniz, bu sular yüzünden günde 15 santim yükseldi. Gölün çevresinde yaşayan çiftçilerin büyük kısmı yükselen sular nedeniyle hayvanlarını alıp kaçtılar. Amerikalı bu iki bilim adamına göre “Büyük Tufan” efsanesinin kökeni buydu.

    Bu parçada aşağıdakilerden hangisinin nedeni belirtilmiştir?

    A) Bilim adamlarının Nuh Tufanı konusunda farklı görüşlerde olmasının
    B) Çanakkale Boğazı’nın oluşmasının
    C) Akdeniz’in sularında tuzluluk oranının artmasının
    D) MÖ 5000’li yıllarda buzulların erimeye başlamasının
    E) Tarihin bir döneminde denizlerin seviyesinin yükselmesinin
    Cevap: E
  • 16) 1990’lı yıllarda Nuh Tufanı’yla ilgili tüm tezleri alt üst eden yeni bir kuram ortaya atıldı. Karadeniz’de araştırmalar yapan William Ryan ve Walter Pitman adlı Amerikalı iki jeofizikçi, Nuh Tufanı’nın MÖ 5600 civarında Karadeniz’de meydana gelmiş çok büyük bir afet olduğunu ileri sürdüler. Onlara göre, Karadeniz bundan 7500 yıl önce bir tatlı su gölüydü. Asya’yı Avrupa’dan ayıran İstanbul Boğazı henüz oluşmamıştı. Ancak Buzul
    Çağının sonlarında buz dağları eridi ve bütün dünyada denizler yükseldi. Atlas Okyanusu’ndan beslenen Akdeniz, artan tuzlu suyunu Çanakkale Boğazı’ndan
    Marmara’ya boşaltmaya başladı. Karalar Marmara’nın Karadeniz’le birleşmesini önlediği için bu denizin yüzeyi deniz seviyesinin 130 metre altında kalmıştı. Pitman’a
    göre, büyük depremlerden sonra Asya ile Avrupa birbirinden ayrılınca İstanbul Boğazı’ndan günde 10 milyon metre küp su, iki yıl boyunca devasa şelaleler hâlinde
    göle dolmaya başladı. Karadeniz, bu sular yüzünden günde 15 santim yükseldi. Gölün çevresinde yaşayan çiftçilerin büyük kısmı yükselen sular nedeniyle hayvanlarını alıp kaçtılar. Amerikalı bu iki bilim adamına göre “Büyük Tufan” efsanesinin kökeni buydu.

    Bu parçada sözü edilen teze göre aşağıdakilerin hangisine ulaşılamaz?

    A) Karadeniz’in MÖ 6000’li yıllarda herhangi bir denizle bağlantısı yoktur.
    B) Yapılan son araştırmalar, Nuh Tufanı’yla ilgili bütün kuşkuları ortadan kaldırmıştır.
    C) Nuh Tufanı’ndan önce Karadeniz çevresinde tarım yapılmaktaydı.
    D) Asya’yla Avrupa, bir zamanlar tek bir kıtaydı.
    E) Akdeniz Nuh Tufanı’ndan önce de sonra da deniz niteliği taşıyordu.
    Cevap: B
  • 17) (I) Yenikapı’da yapılan kazılar yine olağanüstü bir keşifle kendini hatırlattı. (II) Deniz seviyesinin altında bulunan 8 bin yıl öncesine ait ayak izleri, İstanbul için bir ilk
    ve dünyada çok az rastlanan bir buluntu. (III) İzlerin, suyla taşındığı anlaşılan deniz kumuyla örtülmeden önce kuruduğu ve bu sayede korunageldiği görüldü. (IV) Anadolu topraklarında Kula’dan sonra Yenikapı’da insana ait ayak izlerine rastlanması kültür tarihi açısından ve tüm arkeoloji dünyası için heyecan verici. (V) Peki, 8 bin yıl öncesinin ayak izleri bilim dünyasını nereye götürüyor? (VI) Uzmanlar, görüldüğü kadarıyla, izlerin “sandalet” giymiş insanlara ait olduğu ancak çıplak ayakla bırakılmış izlere de rastlanması durumunda daha fazla bilgiye ulaşılabileceği görüşünde. (VII) Aynı uzmanlar, “Basış şeklinden yola çıkarak dönem insanının vücut ölçüleri ve morfolojisi hakkında somut verilere sahip olabiliriz ve böylece o insanlar gözümüzde etli, hacimli hâle gelebilir.” diyorlar. (VIII) İzlere bakarak sandaletlerin hasırı andıran organik bir malzemeden yapıldığını düşünen uzmanlar, “Belki de Neolitik Dönem
    insanının şimdiye kadar yalnızca hayal edebildiğimiz giyimi kuşamı hakkında bilgi sahibi olabileceğiz.” diyorlar.

    Bu parça iki paragrafa ayrılmak istense ikinci paragraf hangi cümleyle başlar?

    A) II.
    B) IV.
    C) V.
    D) VI.
    E) VIII.
    Cevap: C
  • 18) (I) Yenikapı’da yapılan kazılar yine olağanüstü bir keşifle kendini hatırlattı. (II) Deniz seviyesinin altında bulunan 8 bin yıl öncesine ait ayak izleri, İstanbul için bir ilk
    ve dünyada çok az rastlanan bir buluntu. (III) İzlerin, suyla taşındığı anlaşılan deniz kumuyla örtülmeden önce kuruduğu ve bu sayede korunageldiği görüldü. (IV) Anadolu topraklarında Kula’dan sonra Yenikapı’da insana ait ayak izlerine rastlanması kültür tarihi açısından ve tüm arkeoloji dünyası için heyecan verici. (V) Peki, 8 bin yıl öncesinin ayak izleri bilim dünyasını nereye götürüyor? (VI) Uzmanlar, görüldüğü kadarıyla, izlerin “sandalet” giymiş insanlara ait olduğu ancak çıplak ayakla bırakılmış izlere de rastlanması durumunda daha fazla bilgiye ulaşılabileceği görüşünde. (VII) Aynı uzmanlar, “Basış şeklinden yola çıkarak dönem insanının vücut ölçüleri ve morfolojisi hakkında somut verilere sahip olabiliriz ve böylece o insanlar gözümüzde etli, hacimli hâle gelebilir.” diyorlar. (VIII) İzlere bakarak sandaletlerin hasırı andıran organik bir malzemeden yapıldığını düşünen uzmanlar, “Belki de Neolitik Dönem
    insanının şimdiye kadar yalnızca hayal edebildiğimiz giyimi kuşamı hakkında bilgi sahibi olabileceğiz.” diyorlar.

    Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi yoktur?

    A) Tanımlama
    B) Terimler
    C) Alıntı
    D) Koşul bildiren cümle
    E) Nesnel veriler
    Cevap: A
  • 19) (I) Yenikapı’da yapılan kazılar yine olağanüstü bir keşifle kendini hatırlattı. (II) Deniz seviyesinin altında bulunan 8 bin yıl öncesine ait ayak izleri, İstanbul için bir ilk
    ve dünyada çok az rastlanan bir buluntu. (III) İzlerin, suyla taşındığı anlaşılan deniz kumuyla örtülmeden önce kuruduğu ve bu sayede korunageldiği görüldü. (IV) Anadolu topraklarında Kula’dan sonra Yenikapı’da insana ait ayak izlerine rastlanması kültür tarihi açısından ve tüm arkeoloji dünyası için heyecan verici. (V) Peki, 8 bin yıl öncesinin ayak izleri bilim dünyasını nereye götürüyor? (VI) Uzmanlar, görüldüğü kadarıyla, izlerin “sandalet” giymiş insanlara ait olduğu ancak çıplak ayakla bırakılmış izlere de rastlanması durumunda daha fazla bilgiye ulaşılabileceği görüşünde. (VII) Aynı uzmanlar, “Basış şeklinden yola çıkarak dönem insanının vücut ölçüleri ve morfolojisi hakkında somut verilere sahip olabiliriz ve böylece o insanlar gözümüzde etli, hacimli hâle gelebilir.” diyorlar. (VIII) İzlere bakarak sandaletlerin hasırı andıran organik bir malzemeden yapıldığını düşünen uzmanlar, “Belki de Neolitik Dönem
    insanının şimdiye kadar yalnızca hayal edebildiğimiz giyimi kuşamı hakkında bilgi sahibi olabileceğiz.” diyorlar.

    Bu parçada, söz konusu buluntuyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

    A) Ülkemiz ve dünya açısından önemine
    B) Günümüze kadar nasıl gelebildiğine
    C) Nelerin gün ışığına çıkmasına yardımcı olacağına
    D) Benzerlerine daha önce de rastlandığına
    E) Kazılarda ne tür bir çalışma yöntemi uygulandığına
    Cevap: E
  • 20) (I) Yenikapı’da yapılan kazılar yine olağanüstü bir keşifle kendini hatırlattı. (II) Deniz seviyesinin altında bulunan 8 bin yıl öncesine ait ayak izleri, İstanbul için bir ilk
    ve dünyada çok az rastlanan bir buluntu. (III) İzlerin, suyla taşındığı anlaşılan deniz kumuyla örtülmeden önce kuruduğu ve bu sayede korunageldiği görüldü. (IV) Anadolu topraklarında Kula’dan sonra Yenikapı’da insana ait ayak izlerine rastlanması kültür tarihi açısından ve tüm arkeoloji dünyası için heyecan verici. (V) Peki, 8 bin yıl öncesinin ayak izleri bilim dünyasını nereye götürüyor? (VI) Uzmanlar, görüldüğü kadarıyla, izlerin “sandalet” giymiş insanlara ait olduğu ancak çıplak ayakla bırakılmış izlere de rastlanması durumunda daha fazla bilgiye ulaşılabileceği görüşünde. (VII) Aynı uzmanlar, “Basış şeklinden yola çıkarak dönem insanının vücut ölçüleri ve morfolojisi hakkında somut verilere sahip olabiliriz ve böylece o insanlar gözümüzde etli, hacimli hâle gelebilir.” diyorlar. (VIII) İzlere bakarak sandaletlerin hasırı andıran organik bir malzemeden yapıldığını düşünen uzmanlar, “Belki de Neolitik Dönem
    insanının şimdiye kadar yalnızca hayal edebildiğimiz giyimi kuşamı hakkında bilgi sahibi olabileceğiz.” diyorlar.

    Bu parçadan aşağıdakilerin hangisi çıkarılabilir?

    A) Buluntuların mutlaka objektif bir bakış açısıyla değerlendirilmesi gerekir.
    B) Yeni buluntular, söz konusu döneme ait bilgilere yeni bir boyut kazandırmıştır.
    C) Bir çalışma yapılırken ortaya çıkan buluntular ana çalışmanın ertelenmesine yol açabilir.
    D) Buluntuların, çıkarıldığı bölgeye göre sınıflandırılıp saklanması gerekir.
    E) Bilimsel kazılarda, elde edilenlerden beklenen sonucun alınması için buluntuların ilk kez ortaya çıkarılmış olması gerekir.
    Cevap: B
Yorum Yap
Gönder