YKS Sosyal Bilimler Soruları 2 (2013 YGS Sosyal Bilimler - Coğrafya, felsefe ve din kültürü)

AD-SOYAD:....................................... NO:........


sinavbak.com

  • 1) Aşağıdakilerden hangisinin, Osmanlı Devleti’nde Türk milliyetçiliğinin gelişmesinde etkili olduğu savunulamaz?
    A) Fransız İhtilali’nin Türk aydınlarını etkilemesi
    B) Yapılan ıslahata rağmen Müslüman olmayanların ayrılıkçı hareketlerinin devam etmesi
    C) Rusya’dan gelen Türk aydınlarının faaliyetleri
    D) Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı padişahının halife unvanıyla yaptığı cihat çağrısına Arapların
    uymaması
    E) Tanzimat Fermanı’nın ilan edilmesi
    Cevap: E
  • 2) Gündüz ısınan karalar, gece ışıma yoluyla enerji kaybeder. Bu kayıp her yerde aynı oranda olmaz. Yükseltinin fazla olduğu alanlarda, havanın yoğunluğu ve su buharı daha az olduğu için alçak alanlara göre enerji kaybı daha çok olur.
    Buna göre aşağıdaki il merkezlerinden hangisinde, geceleri enerji kaybı diğerlerine göre daha fazladır?

    A) Manisa
    B) Sivas
    C) Çorum
    D) Konya
    E) Kırşehir
    Cevap: B
  • 3) Aşağıdaki harita üzerinde taranarak gösterilen alanlarda değişik ölçütlere göre coğrafi bölgeler belirlenmek istenmektedir.
    Buna göre oluşturulacak;
    I. ekvatoral iklim bölgesi,
    II. yağmur ormanları bölgesi,
    III. tsunami risk bölgesi,
    IV. aktif volkanlar bölgesi
    sınıflamalarından hangilerinin, bütün alanlar için geçerli bir bölge sınıflaması olduğu söylenebilir?


    A) I ve II
    B) I ve III
    C) II ve III
    D) II ve IV
    E) III ve IV
    Cevap: A
  • 4) Deniz yolu ulaşımı ile dünyanın farklı yerleri arasında önemli ticari ilişkiler kurulmaktadır. Bölgeler arası etkileşimin fazla olduğu yerler arasında deniz yolu
    ulaşımı da oldukça gelişmiş durumdadır.
    Buna göre yukarıdaki haritada gösterilen güzergâhlardan hangisi, en fazla gelişen deniz yolu güzergâhı durumundadır?


    A) I
    B) II
    C) III
    D) IV
    E) V
    Cevap: A
  • 5) Herhangi bir alanın 1950’li ve 2000’li yıllara ait topoğrafya haritaları incelendiğinde doğal ortamda insan etkisi ile meydana gelen değişmeler daha net görülebilir.
    Bu değişime bağlı olarak topoğrafya haritalarında aşağıdakilerden hangisi gözlenemez?

    A) Göl sayısının farklılığı
    B) Ulaşım ağının değişmesi
    C) Taşkına uğrayan alanların değişmesi
    D) Kentsel alanlardaki farklılaşma
    E) Bitki örtüsündeki farklılaşma
    Cevap: C
  • 6) Erozyona sebep olan faktör ve etkisini gösteren aşağıdaki örnek olay eşleşmelerinden hangisi yanlıştır?

    Cevap: E
  • 7) Felsefe sorularla doğar, büyür, gelişir. Ancak felsefi soru diğer sorulardan farklıdır. Felsefe, olanla yetinmez. Bu yüzden insan ve zihnini sürekli arayışa sürükler. Bu
    eylemle de yaşamı, varlığı, bilgiyi ve değerleri daha da anlamlı bir hâle getirmeyi amaçlamaktadır. Belki de bu yüzden olacak ki her insan kendini tanımaya ve bilmeye
    başladığı ilk günden itibaren “Ben kimim, neyim ve ne olacağım?”, “Evren nedir?”, “Dünya nedir?”, “Doğru nedir?”, “Güzel nedir?”, “Adalet nedir?” veya “Eşitlik
    nedir?” gibi birçok soru sormaktadır.
    Bu parçaya göre aşağıdakilerden hangisi, felsefi soruyu diğer sorulardan ayıran özelliklerden biri değildir?

    A) Var olanla yetinmemesi
    B) Neden-sonuç ilişkileri araması
    C) Eleştirel ve sorgulayıcı olması
    D) Bitmez tükenmez arayışlardan oluşması
    E) Yaşamı ve varlığı anlamlandırması
    Cevap: B
  • 8) Felsefenin bilimler gibi bir gelişim süreci yoktur. Bizim, “Hippokrat Yemini” ile hekimlikte ahlak ölçülerini belirleyerek tarihe mal olan Hekim Hippokrates’ten tıp alanında çok ileride olduğumuz kesindir. Oysa Platon’dan çok daha ileride olduğumuzu söyleyemeyiz. Ancak onun yararlandığı bilimsel bilgi sürecinden daha
    ilerideyiz. Felsefe üretiminde belki de bir düşünürün dediği gibi sadece Platon’a dipnot yazıyoruz.
    Bu parça felsefi bilginin aşağıdaki özelliklerinden hangisini vurgulamaktadır?

    A) Akla dayalı olma
    B) Evrensel olma
    C) Eleştirel olma
    D) Kümülatif olma
    E) Bütünleyici olma
    Cevap: D
  • 9) Descartes, Metot Üzerine Konuşma adlı kitabına sağduyunun eşit olarak dağıtıldığını söyleyen cümleyle başlar. Ona göre bunun kanıtı, başka konularda kendilerine verilenle yetinmeyen insanların, sağduyu söz konusu olduğunda kendilerinde bulunandan
    şikâyetçi olmamasıdır. Sağduyu doğruyu yanlıştan, iyiyi kötüden ayırma yetisidir. Sağduyu eşit dağıtılmış olduğuna göre, bütün insanların aynı konularda aynı sonuçlara varması gerekirdi. Ancak öyle olmadığını, aynı konularda akıl yürüten insanların farklı farklı sonuçlara vardıklarını görüyoruz. Bunun nedeni farklı yollardan akıl yürütmeleridir.
    Bu parçadan aşağıdaki yargıların hangisine ulaşılamaz?

    A) Aynı biçimde akıl yürütenler aynı sonuçlara varırlar.
    B) Herkes kendi sağduyusundan hoşnuttur.
    C) Aynı konularda farklı sonuçlara varılmasının nedeni sağduyu eksikliğidir.
    D) Sağduyu, ahlak alanında doğruya ulaşmamızda yardımcı olabilir.
    E) Sağduyu; iyinin, kötünün, doğrunun, yanlışın farkında olma yetisidir.
    Cevap: C
  • 10) Uzun bir süre karşılaşmamış iki arkadaş, birbirlerini görmeyi ummadıkları bir anda karşılaştıklarında, “Bu ne tesadüf!” şeklinde bir tepki verirler. Spinoza, böylesi
    bir tepkinin varlığın yapısına uygun olmayan bir tepki olduğunu düşünürdü. Çünkü ona göre, hayatta tesadüf diye bir şey yoktur.
    Bu parçada Spinoza’nın hangi düşüncesi vurgulanmaktadır?

    A) Olan her şeyde sıkı bir zorunluluk vardır.
    B) Rastlantı ve zorunluluk, biri olmadan diğeri düşünülemeyen kavramlardır.
    C) Doğada özgürlükten gelen bir nedensellik vardır.
    D) Dışsal zorunluluk insanın iç dünyasını da belirler.
    E) İnsanlar, mutluluklarının kaynağını kendilerinin dışında arar.
    Cevap: A
  • 11) Bentham tarafından formüle edilmiş olduğu şekilde faydacılık ilkesinin söylediği şudur: En fazla sayıda insana en büyük (maksimum) ölçüde mutluluk sağlayan bir eylem, doğru eylemdir.
    Bu parçaya göre, faydacılık aşağıdakilerden hangisini doğru bulur?

    A) Bana dokunmayan yılan bin yaşasın.
    B) Her şey karşılıklıdır.
    C) Her ülke kendi çıkarlarından sorumludur.
    D) Yurtta barış, dünyada barış.
    E) Her koyun kendi bacağından asılır.
    Cevap: D
  • 12) Walter Benjamin mekanik yeniden üretimin, bütün bir çağa damgasını vurmasına bağlı olarak sanatın bütün sahiciliğini kaybettiğini söyler. Ona göre özgün bir sanat
    eseri, her yeniden üretimiyle birlikte, “aura”sından hep bir şeyler daha yitirir. Bundan ötürü kültür bir bütün olarak meta üretim endüstrisine dönüşür, buna bağlı olarak da kültür ürünleri şeyleşir.
    Bu parçada kullanılan “aura” kavramı, sanat eserinin hangi özelliğini dile getirmektedir?

    A) Evrenselliğini
    B) Yaratıcılık gerektirdiğini
    C) Kalıcı olmasını
    D) Estetik kaygıyla bağını
    E) Biricikliğini
    Cevap: E
  • 13) Hobbes’a göre insan; doğası gereği kendi varlığını sürdürmeye çalışır, dünya nimetlerinden olabildiğince çok yararlanmak ister. Bunun sonucunda da herkes
    herkesin düşmanı olur, böylece savaşlar ortaya çıkar. Bu durumu Hobbes “İnsan insanın kurdudur.” şeklinde özetler. Ama bu durum insan varlığını tehlikeye
    düşürdüğünden insanlar herkesin güvenliğini sağlayan bir düzen arayışına girmişlerdir. Dünya nimetlerinden yararlanırken zora başvurmaktan vazgeçmek üzere birbirlerine söz vermiş, zora başvurma yetkisini ve gücünü, boyun eğecekleri bir kişiye devretmek için aralarında anlaşmışlardır.
    Bu parçaya göre, insanların anlaşmalarına neden olan unsur aşağıdakilerden hangisidir?

    A) İnsanların, dünya nimetlerinden eşit yararlanamaması
    B) Bireylerin zora başvurma gücünü ve yetkisini bir otoriteye devretmek istememesi
    C) İnsanın doğal arzularının kendi varlığını tehdit etmesi
    D) Herkesin birbiriyle savaşması sonucunda kültürün yozlaşması
    E) Bitmek bilmeyen savaşların köklü uygarlıkları tehdit etmesi
    Cevap: C
  • 14) Aristoteles fiziği yanlıştır elbette, geçerliliğini de tümüyle yitirmiştir. Ama yine de bir “fizik”tir yani matematiksel bakımdan gelişmemiş olsa da son derece gelişmiş bir
    bilim. Ne çocukça bir düş ürünüdür ne de ortak duyunun boş, üstünkörü sözleridir. Bir kuramdır yani ister istemez ortak duyunun verilerinden yola çıkıp bu verileri son derece tutarlı ve sistemli bir incelemeye tabi tutan bir öğretidir.
    Bu parçadan aşağıdaki yargıların hangisine ulaşılamaz?

    A) Bilimsel bir kuramın, ortak duyunun verilerinden yola çıkması gerekmez.
    B) Kuramların geçerliliğini yitirmesi bilimselliklerine zarar vermez.
    C) Bilimsel bir kuramın yanlış olması tutarsız olduğu anlamına gelmez.
    D) Bir kuramın bilimsel olması, matematiksel bakımdan gelişmiş olmasını gerektirmez.
    E) Bilimsel bir kuramın, eldeki verileri tutarlı ve sistemli
    bir incelemeyle tutması gerekir.
    Cevap: A
  • 15) “Gecenin karanlığı onu kaplayınca bir yıldız gördü, ‘Rabbim budur!’ dedi. Yıldız batınca ‘Batanları sevmem.’ dedi. Ayı doğarken görünce, ‘Rabbim budur!’ dedi. O da batınca, ‘Rabbim bana doğru yolu göstermezse elbette yoldan sapan topluluklardan olurum.’ dedi. Güneşi doğarken görünce de ‘Rabbim budur! Zira bu daha büyük.’ dedi. O da batınca...” (Kur’an-ı Kerim, En’âm, 76-78)
    Hz. İbrahim ile ilgili bu ayetlerden “insan”a yönelik aşağıdaki sonuçlardan hangisi çıkarılamaz?

    A) İrade sahibidir.
    B) Sorumluluk sahibidir.
    C) Düşünen bir varlıktır.
    D) İnanmaya ihtiyacı olan bir varlıktır.
    E) Hakikat arayışında ilahi yardıma muhtaçtır.
    Cevap: B
  • 16) “Ey örtüsüne bürünen (Resulüm)! Kalk ve (insanları) uyar. Sadece Rabbini büyük tanı. Elbiseni temiz tut. Kötü şeyleri terk et. Yaptığın iyiliği çok görerek başa kakma. Rabbinin rızasına ermek için sabret.” (Kur’an-ı Kerim, Müddessir, 1-7)
    Aşağıdakilerden hangisi, bu ayetlerde Hz. Muhammet'e emredilenlerden biridir?

    A) Tevekkül etmek
    B) Vefakârlık
    C) Paylaşmak
    D) Hoşgörülü olmak
    E) Tebliğ etmek
    Cevap: E
  • 17) “Kendilerine doğru yolu gösteren rehber geldiğinde insanların iman etmelerine ancak şöyle demeleri engel oldu: Allah bir insanı mı peygamber olarak gönderdi? (Ey Muhammet!) onlara (şu sözümüzü) ilet: Eğer yeryüzünde yurt tutup dolaşanlar melekler olsaydı o zaman onlara elçi olarak şüphesiz gökten bir melek indirirdik!” (Kur’an-ı Kerim, İsra, 94-95)
    Bu ayetlere göre, peygamberlerin insanlar arasından seçilmesinin akli temeli nedir?

    A) Vahyin evrenselliğini sağlama
    B) Vahyin melekleri de kapsaması
    C) Vahyin rehberlik niteliği
    D) Vahyin Dünya koşullarını gözetmesi
    E) Vahyin insanüstü bir olgu olması
    Cevap: D
  • 18)
    * “Anne ve babana saygı göstereceksin, insan öldürmeyeceksin, zina etmeyeceksin, hırsızlık yapmayacaksın, yalancı şahitlik yapmayacaksın, komşunun evine karşı açgözlülük yapmayacaksın.” (Tevrat, Çıkış, 20/12-17)
    * “Sen emirleri bilirsin: zina etmeyeceksin, öldürmeyeceksin, çalmayacaksın, yalan yere
    şahitlik etmeyeceksin ve anne babana hürmet edeceksin.” (İncil, Luka, 18/20)
    * “Şüphesiz ki Allah adaleti, iyiliği, akrabaya yardım etmeyi emreder. Çirkin işleri fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.” (Kur’an-ı Kerim, Nahl, 90)
    Bu dinî metinlerden aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılamaz?

    A) İnanç esaslarının toplumsal hayata yansıyan yönleri vardır.
    B) İlahi dinler birçok ahlak ilkesinde birleşir.
    C) Ahlaki değerlerin yegâne kaynağı ilahi dinlerdir.
    D) Aile ve akrabalık ilişkileri dinler tarafından desteklenir.
    E) Temel insan hakları, ilahi dinler tarafından teminat altına alınmıştır.
    Cevap: C
  • 19) Alevilik-Bektaşilikte önemli bir yere sahip olan musahiplik (yol kardeşliği) kısaca, iki kişinin, insanların şahitliğinde hayat boyu yol kardeşi olmaya söz vermesi olarak açıklanabilir. Geçmişi, eski Türklerde göçebe hayatın ve yayla kültürünün bir gereği olarak ortaya çıkan “kardeşlik” geleneğine kadar uzanan musahiplik, İslami dönemle birlikte farklı bir biçim kazanmıştır. Hz. Muhammet, Mekke’den Medine’ye hicret edildikten sonra, inananları birbirine kaynaştırmak ve sosyal dayanışmayı sağlamak amacıyla her bir Mekkeliyi, bir Medineliyle kardeş yapmıştır. Bunlar da öz kardeş gibi
    beraber yemek yemiş, beraber çalışmışlardır. İşte musahiplik de bu geleneklerin harmanlanarak günümüze kadar ulaşmış hâlidir.
    Buna göre musahiplik ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi ileri sürülemez?

    A) Özünde sosyal dayanışmayı barındırdığı
    B) Yerleşik hayata geçmede kolaylık sağladığı
    C) Din kardeşliğini yansıtan örnek bir uygulama olduğu
    D) Toplumsal aidiyeti pekiştiren bir model olduğu
    E) Şartların gereği olarak ortaya çıktığı
    Cevap: B
  • 20) “Felsefe yapmak yolda olmaktır.” diyor Jaspers. Ben de “Felsefe yapmak yolda olmak kadar uçta olmaktır.” diyorum. Uçta olmak akıncılık yapmak gibidir. Orduların önünden gidip henüz kimsenin ayak basmadığı, bilmediği, görmediği sınır uçlarında cesurca at
    koşturmaktır aynı zamanda. Daha sonra, edindiği tecrübeleri ardından gelecek orduyla paylaşmak, onlar için patika bile olsa yol hazırlamaktır.
    Bu parçada felsefenin uçta olmasıyla anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

    A) Tüm sorulara çözüm getirmek
    B) Teorilere ilginç yorumlarda bulunmak
    C) Kendi başına hareket etmek
    D) Hakikatin peşinde olmak
    E) Yeni soru ve iddialar ortaya atmak
    Cevap: E
  • 21) Sadece duyusal verilerle yetinirsek örneğin su, çeşitli ve farklı hatta çelişkili şekillere girmiş gibi gözükür; kaynayan su sıcak, yağmur soğuk, kar yumuşak, buz serttir. Oysa hep aynı şeyle karşı karşıyayızdır. Bundan dolayı duyusal olmayıp tamamen akli olan su fikrine ulaşmak için duyulur olanın ötesine geçmek, hatta ona karşı düşünmek gerekir. Nitekim bugün su fikrini,duyusal olmayıp tamamen düşünsel olan bilimsel bir
    soyutlamayla H2 O gibi kimyasal bir formülle ifade ediyoruz.
    Bu parça aşağıdaki yargılardan hangisine karşı örnek oluşturur?

    A) Bilimsel bilgi genellemelere ulaşmak ister.
    B) Genel fikirlere ulaşmada akıl etkin araçtır.
    C) Duyusal bilgi hakikatin bilgisidir.
    D) Duyusal bilgiyle bilim yapılamaz.
    E) Soyut bilgi duyusal bilgiden doğar.
    Cevap: C
  • 22) Platon’a göre “iyi”, “ideaların ideasıdır” ve erdemlerden oluşan idealar merdiveninin tepesinde bulunur. Platon’da iyi ideası, iyi olan her şeyin iyi olmasını sağlayandır. Akıllı olmak, bilgili olmak, erdemli olmak iyidir. Ama bunların hiçbiri tek başına yeterli değildir.
    İyi, bütün bunları içine alan bir yaşam biçimidir.
    Bu parçadan aşağıdaki yargıların hangisine ulaşılabilir?

    A) Akıllı, bilgili, erdemli bir hayat sürmek bizimyararımızadır.
    B) İyi, varlığı belirleyen ana ilkedir.
    C) İyi ve kötü, göreli kavramlar olduğu için bunların ötesinde bir yaşam sürdürmek gerekir.
    D) İyi, “erdemli” yani “iyi” bir yaşam sürmeyi olanaklı kılandır.
    E) İyi, her insanın gerçekleştirmesi gereken bir ideadır.
    Cevap: D
  • 23) Eğer bir kanıtlama yapılacaksa bu kanıtlama yolu farklı biçimlerde karşımıza çıkar. Kimisi dünyanın hareketine bakarak bir ilk hareket ettiricinin olması gerektiğini ileri
    sürer. Kimisi dünyadaki nedenler zincirine bakarak bir ilk nedenin var olduğu sonucuna ulaşır. Kimisi de dünyadaki şeylerin çokluğuna, değişkenliğine, zorunsuzluğuna bakarak bütün bunların ardında tek değişmez zorunlu bir varlığın bulunması gerektiği
    sonucunu çıkarır.
    Bu parçada dile getirilen sorgulama, felsefenin hangi disipliniyle ilgilidir?

    A) Akıllı, bilgili, erdemli bir hayat sürmek bizimyararımızadır.
    B) İyi, varlığı belirleyen ana ilkedir.
    C) İyi ve kötü, göreli kavramlar olduğu için bunların ötesinde bir yaşam sürdürmek gerekir.
    D) İyi, “erdemli” yani “iyi” bir yaşam sürmeyi olanaklı kılandır.
    E) İyi, her insanın gerçekleştirmesi gereken bir ideadır.
    Cevap: A
  • 24) Eğer bir kanıtlama yapılacaksa bu kanıtlama yolu farklı biçimlerde karşımıza çıkar. Kimisi dünyanın hareketine bakarak bir ilk hareket ettiricinin olması gerektiğini ileri
    sürer. Kimisi dünyadaki nedenler zincirine bakarak bir ilk nedenin var olduğu sonucuna ulaşır. Kimisi de dünyadaki şeylerin çokluğuna, değişkenliğine, zorunsuzluğuna bakarak bütün bunların ardında tek değişmez zorunlu bir varlığın bulunması gerektiği
    sonucunu çıkarır.
    Bu parçada dile getirilen sorgulama, felsefenin hangi disipliniyle ilgilidir?

    A) Din felsefesi
    B) Ahlak felsefesi
    C) Bilgi felsefesi
    D) Siyaset felsefesi
    E) Bilim felsefesi
    Cevap: A
  • 25) Doğrulanmış olmak bir kuramın erdemi değil, zaafıdır. Çünkü doğrulayıcı örnek bulmaktan daha kolay bir şey yoktur. Bir kuram, ne kadar çok yanlışlama çabasından
    başarıyla çıktıysa o kadar iyi bir kuramdır. Yanlışlamaya çalışıp yanlışlayamadıysak o kuram doğrulanmış değil, pekiştirilmiş olur. Bir kuram yanlışlanma olanağını taşıdığı için bilimsel sıfatını hak eder, herhangi bir düşünsel deneyle de olsa hiç
    anlışlanamıyorsa bu durum onun bilimsel olmadığını gösterir.
    Bu parçada söylenenler aşağıdaki sorulardan hangisinin cevabı olabilir?

    A) Bilimsel kuramlar nasıl yanlışlanır?
    B) Bir kuramın doğruluğunun ölçütü nedir?
    C) Bir kuram ne zaman doğrulanmış sayılmalıdır?
    D) Bilimsel kuramlar ne zaman yanlışlanmış sayılmalıdır?
    E) Bir kuramın bilimselliğinin ölçütü nedir?
    Cevap: E
Yorum Yap
Gönder