KPSS Türkçe Soruları 1-Devam (2013 KPSS Türkçe Lisans)

AD-SOYAD:....................................... NO:........


sinavbak.com

  • 1) Televizyon ve İnternet’in, edebiyatı da şekillendirdiği yadsınamaz bir gerçek. Teknolojinin sunduğu görsellik, kitlelerin düşünme biçimlerini doğrudan etkiliyor çünkü. Üretilen metinler de kısa, basit içerikli ve somut biçimde sunuluyor. Anlatılan her şeyi; renk, biçim ve boyutlarıyla karşısında bulmaya alışan insanlara kitap sayfaları arasında soyut yolculuklar yapmak ağır geliyor. Bu
    dönüşüm sadece okurlarda değil, yazarlarda da görülüyor. Huzur’u, Yalnızız’ı, Tutunamayanlar’ı anlayacak okuyucu bulmak kadar Ahmet Hamdi Tanpınar, Peyami Safa, Oğuz Atay gibi yazarları bulmak da zorlaşıyor artık.
    Bu parçadan aşağıdakilerin hangisi çıkarılamaz?

    A) Teknoloji kullanımı, kitap okumadaki gibi bir soyut düşünmeyi gerektirmektedir.
    B) Günümüzdeki edebî metinler, eskiye göre daha yüzeyseldir.
    C) Görsel kültürün oluşturduğu düşünme biçimi yazarları da etkilemektedir.
    D) Teknolojinin etkisiyle, daha önce yazılmış eserlerin anlaşılması zorlaşmaktadır.
    E) Edebî eserlerin değişiminde, kitle iletişim araçları önemli bir rol oynamaktadır.
    Cevap: A
  • 2) Türk sinemasının en büyük isimlerinden olan sanatçı, sinema alanında elli yıldır ayakta durabilmeyi; nostalji kavramıyla uzaktan yakından hiçbir ilgisi olmayışına, geçmişte olan her şeyi kafasından silip atma eğilimine ve hep geleceğe dönük yaşamayı seçmesine bağlıyor. Ama yine de geçmişe bakmaktan, hatırladıklarını bizlerle ara ara paylaşmaktan kendisini alamıyor. İyi ki de öyle yapıyor. Ucundan bal damlayan kalemiyle hayatına yön veren insanları, sinemacı olarak yaşadıklarını anlatıyor tatlı tatlı. Türk sineması üzerine saptamalarda bulunuyor o kalender tavrıyla. Yeşilçam’ın
    ünlülerini ve adsız kahramanlarını, nice sanat ve edebiyat üstadını koluna takıp rengârenk bir yolculuğa çıkarıyor bizleri.
    Bu parçayla ilgili olarak aşağıdakilerin hangisi söylenemez?

    A) Öznel yargılara yer verilmiştir.
    B) Konuşma havası içinde oluşturulmuştur.
    C) Devrik cümlelerden yararlanılmıştır.
    D) Deyim ve ikilemeler kullanılmıştır.
    E) Tanık göstermeye başvurulmuştur.
    Cevap: E
  • 3) (I) Her insan için bir ölçüde doğal karşılanabilecek unutkanlık, sürekli tekrarlanıyor ve günlük yaşamı belirgin bir biçimde etkiliyorsa hastalık hâline gelmiş demektir. (II) Yaş ilerledikçe daha çok görülen unutkanlık hastalığı, genç yaşlarda da ortaya çıkabilmektedir. (III) Erken yaşlardaki unutkanlıkların temelindeyse çoğunlukla psikolojik sorunlar yatmakta ama bazı vitamin eksiklikleri, guatr hastalığı veya beyin
    tümörleri gibi nedenler de unutkanlığa sebep olabilmektedir. (IV) Özellikle şehir yaşamında uyaranların fazla olmasının tetiklediği unutkanlık, iki farklı şekilde ortaya çıkmaktadır. (V) İlki; yeni bilginin, ilk anda önemsiz görülerek belleğe aktarılamaması veya orada saklanamaması durumudur. (VI) Diğeriyse belleğe aktarılan bilginin, yanlış veya eksik kodlanmasından dolayı geri çağrılma aşamasında ortaya çıkan unutkanlıktır. (VII) Bir kişinin; yeni tanıştığı insanların ismini hatırlayamaması birincisine, yıllardır
    tanıdığı birinin ismini, dilinin ucuna geldiği hâlde bir türlü söyleyememesiyse ikincisine örnektir.
    Bu parçada aşağıdakilerin hangisine değinilmemiştir?

    A) Unutkanlık türlerinin nedenlerine
    B) Yaşam koşullarının unutkanlık üzerindeki etkisine
    C) Hangi durumlarda unutkanlığın bir hastalık olarak kabul edildiğine
    D) Gençlerin ruhsal durumlarının unutkanlıkta belirleyici olduğuna
    E) Yaşlı insanlarda unutkanlığı tetikleyen etkenlere
    Cevap: E
  • 4) (I) Her insan için bir ölçüde doğal karşılanabilecek unutkanlık, sürekli tekrarlanıyor ve günlük yaşamı belirgin bir biçimde etkiliyorsa hastalık hâline gelmiş demektir. (II) Yaş ilerledikçe daha çok görülen unutkanlık hastalığı, genç yaşlarda da ortaya çıkabilmektedir. (III) Erken yaşlardaki unutkanlıkların temelindeyse çoğunlukla psikolojik sorunlar yatmakta ama bazı vitamin eksiklikleri, guatr hastalığı veya beyin
    tümörleri gibi nedenler de unutkanlığa sebep olabilmektedir. (IV) Özellikle şehir yaşamında uyaranların fazla olmasının tetiklediği unutkanlık, iki farklı şekilde ortaya çıkmaktadır. (V) İlki; yeni bilginin, ilk anda önemsiz görülerek belleğe aktarılamaması veya orada saklanamaması durumudur. (VI) Diğeriyse belleğe aktarılan bilginin, yanlış veya eksik kodlanmasından dolayı geri çağrılma aşamasında ortaya çıkan unutkanlıktır. (VII) Bir kişinin; yeni tanıştığı insanların ismini hatırlayamaması birincisine, yıllardır
    tanıdığı birinin ismini, dilinin ucuna geldiği hâlde bir türlü söyleyememesiyse ikincisine örnektir.
    Aşağıdakilerden hangisi, bu parçada sözü edilen birinci ve ikinci tür unutkanlığın ortak özelliğidir?

    A) Gerek duyulduğunda bilgiye ulaşılamaması
    B) Bilginin belleğe kaydedilememesi
    C) Yeni bilgilerin önceki bilgilerle ilişkilendirilememesi
    D) Belli bir yaşa kadar ortaya çıkmaması
    E) Uzun süre kullanılan bilgilerin hatırlanamaması
    Cevap: A
  • 5) (I) Çok işimiz olduğunda ve zaman darlığı yaşadığımızda “Başımı kaşıyacak vaktim yok!” deriz. (II) Oysa bazı insanlar ne kadar yoğun olurlarsa olsun gün boyunca başını kaşımaktan kendini alamaz. (III) Bir konuya odaklanmaya çalışırken durmadan başını
    kaşımak, saç derisiyle oynamak, dudaklarını ısırmak, tırnaklarını kemirmek bir alışkanlık hâline gelebilir. (IV) Genellikle sahibinden başkasına pek zarar vermediğinden dikkate alınmayan bu tür alışkanlıklar; tekrar edildiği ve fiziksel, psikolojik sorunlar oluşturduğunda hastalığa dönüşebilir. (V) Konuya ilişkin çok fazla araştırma bulunmamakla birlikte özellikle ikizler üzerinde gerçekleştirilen çalışmalar, bu hastalıkta
    kalıtımın @ oranında etkili olduğunu ortaya koymaktadır. (VI) Sorunun bilinirliğinin artması ve çözüm arayışlarının geliştirilmesi için yeni araştırmalara ihtiyaç duyulmaktadır.
    Bu parçada anlatılan hastalıkla ilgili olarak aşağıdakilerin hangisine değinilmemiştir?

    A) İnsanların ruhsal durumlarını etkilediğine
    B) Sosyal ilişkilere zarar verdiğine
    C) Biyolojik faktörlerin etkisinin bulunduğuna
    D) İnsanlar tarafından yeterince farkına varılmadığına
    E) Hangi durumlarda ortaya çıktığına
    Cevap: B
  • 6) (I) Çok işimiz olduğunda ve zaman darlığı yaşadığımızda “Başımı kaşıyacak vaktim yok!” deriz. (II) Oysa bazı insanlar ne kadar yoğun olurlarsa olsun gün boyunca başını kaşımaktan kendini alamaz. (III) Bir konuya odaklanmaya çalışırken durmadan başını
    kaşımak, saç derisiyle oynamak, dudaklarını ısırmak, tırnaklarını kemirmek bir alışkanlık hâline gelebilir. (IV) Genellikle sahibinden başkasına pek zarar vermediğinden dikkate alınmayan bu tür alışkanlıklar; tekrar edildiği ve fiziksel, psikolojik sorunlar oluşturduğunda hastalığa dönüşebilir. (V) Konuya ilişkin çok fazla araştırma bulunmamakla birlikte özellikle ikizler üzerinde gerçekleştirilen çalışmalar, bu hastalıkta
    kalıtımın @ oranında etkili olduğunu ortaya koymaktadır. (VI) Sorunun bilinirliğinin artması ve çözüm arayışlarının geliştirilmesi için yeni araştırmalara ihtiyaç duyulmaktadır.
    Bu parçadaki numaralandırılmış cümlelerin hangisinde neden-sonuç ilişkisi vardır?

    A) II
    B) III
    C) IV
    D) V
    E) VI
    Cevap: C
  • 7) (I) Türk mitolojisinde kaplumbağanın kubbe şeklini andıran sırtı, göğü ve alt kısmıysa yeryüzünü işaret etmektedir. (II) Böylece kaplumbağa, bir su üzerinde bulunan yer yüzüyle onun üzerindeki göğü temsil eden bir simge olmuştur. (III) Bu kozmolojik tasarıma göre kutlu bir hayvan sayılan kaplumbağa, aynı zamanda astrolojik bir simgedir. (IV) Onun dört ayağının birbirini izleyişi, dört mevsimin ahenkli bir biçimde birbirini takip edişine benzetilir. (V) Kabuğunun üzerindeki desen, kuzey gök yarım küresindeki bir yıldız grubuna işaret eder; sol gözü Güneş'i, sağ gözüyse Ay'ı temsil eder. (VI) Bütün kabuklu hayvanların reisi sayılan kaplumbağa, kışın hareketsiz kaldığı ve yazın kabuğunu değiştirip kabuğundan dışarı çıktığı için uzun ömrün ve sabrın simgesi sayılır. (VII) Uzun ömürlü oluşu ve sabrından dolayı da gücün, refahın, barışın ve mutluluğun bir işareti olarak görülür.
    Bu parçaya göre kaplumbağayla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

    A) Hayvanlar içerisinde özel bir yeri olduğu düşünülmektedir.
    B) Hareketi ve yaşayışı, mevsimlerin nasıl geçeceğinin göstergesidir.
    C) Hem toplumsal hem de bireysel değerlerle ilişkilendirilmektedir.
    D) Fiziksel özelliklerinin, astrolojide karşılıkları bulunmaktadır.
    E) Birden fazla alanda simgesel özellikler taşımaktadır.
    Cevap: B
  • 8) (I) Türk mitolojisinde kaplumbağanın kubbe şeklini andıran sırtı, göğü ve alt kısmıysa yeryüzünü işaret etmektedir. (II) Böylece kaplumbağa, bir su üzerinde bulunan yer yüzüyle onun üzerindeki göğü temsil eden bir simge olmuştur. (III) Bu kozmolojik tasarıma göre kutlu bir hayvan sayılan kaplumbağa, aynı zamanda astrolojik bir simgedir. (IV) Onun dört ayağının birbirini izleyişi, dört mevsimin ahenkli bir biçimde birbirini takip edişine benzetilir. (V) Kabuğunun üzerindeki desen, kuzey gök yarım küresindeki bir yıldız grubuna işaret eder; sol gözü Güneş'i, sağ gözüyse Ay'ı temsil eder. (VI) Bütün kabuklu hayvanların reisi sayılan kaplumbağa, kışın hareketsiz kaldığı ve yazın kabuğunu değiştirip kabuğundan dışarı çıktığı için uzun ömrün ve sabrın simgesi sayılır. (VII) Uzun ömürlü oluşu ve sabrından dolayı da gücün, refahın, barışın ve mutluluğun bir işareti olarak görülür.
    Bu parçadaki numaralandırılmış cümlelerin hangilerinde, kaplumbağanın temsil ettiği soyut kavramlardan söz edilmiştir?

    A) I ve II
    B) II ve IV
    C) IV ve V
    D) V ve VI
    E) VI ve VII
    Cevap: E
  • 9) (I) Günümüzde bir ülkedeki bilgisayar sistemlerinin binlerce kilometre uzaktan bile devre dışı bırakılması hiç de zor değil; bunun için sadece birkaç yüz siber savaşçıya, yeterli donanıma ve İnternet bağlantısına ihtiyaç var. (II) Siber saldırıya geçenler, ülkelerinden ne kadar uzakta olursa olsun, başka ülkelerden bilgisayarları esir alabiliyor ve saldırıları bu bilgisayarlar üzerinden yine başka ülkelerdeki bilgisayarlar üzerinde gerçekleştiriyor. (III) Bu nedenle siber saldırıların kaynağının tespit ve ispat edilmesi daha da zorlaşıyor
    hatta bazen imkânsız hâle geliyor. (IV) İyi planlanmış bir siber saldırının yapacağı yıkımın, en az klasik bir savaşınki kadar büyük olacağı da ne yazık ki bir gerçek.
    (V) Siber saldırı, saldıran taraf açısından son derece düşük, saldırıya maruz kalan taraf açısından ise son derece yüksek bir maliyet ortaya çıkarıyor. (VI) Böyle bir teknolojik savaşta büyük kayıplar yaşanmaması için uluslararası savaş hukukunun bir an önce güncellenerek savunma amaçlı olmayan siber saldırıların bütün ülkeler tarafından yasaklanması gerekiyor. (VII) Ayrıca, ülkelerin korunma amaçlı siber ordular kurması,
    bilgisayar sistemlerini ve koruma programlarını daha güvenli hâle getirmesi bekleniyor.
    Bu parçaya göre aşağıdakilerin hangisi, siber saldırıların özelliklerinden biri değildir?

    A) Saldıranın kimliğini gizleyebilmesi
    B) Dünyanın her yerinden yapılabilmesi
    C) Toplumsal yaşamı derinden etkileyebilmesi
    D) Küçük bütçelerle gerçekleştirilebilmesi
    E) Sonuçlarının kısa bir sürede görülebilmesi
    Cevap: E
  • 10) (I) Günümüzde bir ülkedeki bilgisayar sistemlerinin binlerce kilometre uzaktan bile devre dışı bırakılması hiç de zor değil; bunun için sadece birkaç yüz siber savaşçıya, yeterli donanıma ve İnternet bağlantısına ihtiyaç var. (II) Siber saldırıya geçenler, ülkelerinden ne kadar uzakta olursa olsun, başka ülkelerden bilgisayarları esir alabiliyor ve saldırıları bu bilgisayarlar üzerinden yine başka ülkelerdeki bilgisayarlar üzerinde gerçekleştiriyor. (III) Bu nedenle siber saldırıların kaynağının tespit ve ispat edilmesi daha da zorlaşıyor
    hatta bazen imkânsız hâle geliyor. (IV) İyi planlanmış bir siber saldırının yapacağı yıkımın, en az klasik bir savaşınki kadar büyük olacağı da ne yazık ki bir gerçek.
    (V) Siber saldırı, saldıran taraf açısından son derece düşük, saldırıya maruz kalan taraf açısından ise son derece yüksek bir maliyet ortaya çıkarıyor. (VI) Böyle bir teknolojik savaşta büyük kayıplar yaşanmaması için uluslararası savaş hukukunun bir an önce güncellenerek savunma amaçlı olmayan siber saldırıların bütün ülkeler tarafından yasaklanması gerekiyor. (VII) Ayrıca, ülkelerin korunma amaçlı siber ordular kurması,
    bilgisayar sistemlerini ve koruma programlarını daha güvenli hâle getirmesi bekleniyor.

    I. Yerel bilgisayar sistemleri kullanma
    II. Büyük bir bütçe ayırma
    III. Yasal düzenlemeler yapma
    IV. Savunma grupları oluşturma
    Bu parçaya göre, siber saldırılardan korunmak için yukarıdaki önlemlerden hangilerine
    başvurulmalıdır?

    A) Yalnız I
    B) I ve II
    C) I ve III
    D) II ve IV
    E) III ve IV
    Cevap: E
  • 11) (I) Günümüzde bir ülkedeki bilgisayar sistemlerinin binlerce kilometre uzaktan bile devre dışı bırakılması hiç de zor değil; bunun için sadece birkaç yüz siber savaşçıya, yeterli donanıma ve İnternet bağlantısına ihtiyaç var. (II) Siber saldırıya geçenler, ülkelerinden ne kadar uzakta olursa olsun, başka ülkelerden bilgisayarları esir alabiliyor ve saldırıları bu bilgisayarlar üzerinden yine başka ülkelerdeki bilgisayarlar üzerinde gerçekleştiriyor. (III) Bu nedenle siber saldırıların kaynağının tespit ve ispat edilmesi daha da zorlaşıyor
    hatta bazen imkânsız hâle geliyor. (IV) İyi planlanmış bir siber saldırının yapacağı yıkımın, en az klasik bir savaşınki kadar büyük olacağı da ne yazık ki bir gerçek.
    (V) Siber saldırı, saldıran taraf açısından son derece düşük, saldırıya maruz kalan taraf açısından ise son derece yüksek bir maliyet ortaya çıkarıyor. (VI) Böyle bir teknolojik savaşta büyük kayıplar yaşanmaması için uluslararası savaş hukukunun bir an önce güncellenerek savunma amaçlı olmayan siber saldırıların bütün ülkeler tarafından yasaklanması gerekiyor. (VII) Ayrıca, ülkelerin korunma amaçlı siber ordular kurması,
    bilgisayar sistemlerini ve koruma programlarını daha güvenli hâle getirmesi bekleniyor.

    Bu parçadaki numaralandırılmış cümlelerin hangisinde bir karşılaştırma yapılmamıştır?

    A) II
    B) III
    C) IV
    D) V
    E) VII
    Cevap: A
  • 12) Ahmet, Hasan ve Zafer isimli üç kişi; A, B, C, D, E ve K vitamin değerlerinin tamamını ölçtürmüşlerdir. Vitaminlerin değer sonuçları “yüksek”, “normal” ve “düşük” olmak üzere sınıflandırılmıştır. Bu üç kişinin vitamin değeri sınıflandırmalarıyla ilgili olarak bazı
    bilgiler şöyledir:
    * Ahmet’in dört vitamin değeri yüksek, iki vitamin değeri ise normaldir.
    * A vitamini herkeste aynı değerde ölçülmüştür.
    * Ahmet’in yüksek olan vitamin değerlerinden biri, diğerlerinde normaldir.
    * İki kişinin E ve K vitamin değeri düşüktür.
    * Hasan’ın yalnızca bir vitamin değeri normaldir.
    * B vitamini yüksek değerde olan iki kişiden biri Zafer’dir.

    I. A
    II. B
    III. C
    Hasan için yukarıdaki vitaminlerden hangileri normal değerde olabilir?

    A) Yalnız I
    B) Yalnız II
    C) Yalnız III
    D) I ve II
    E) II ve III
    Cevap: C
  • 13) Ahmet, Hasan ve Zafer isimli üç kişi; A, B, C, D, E ve K vitamin değerlerinin tamamını ölçtürmüşlerdir. Vitaminlerin değer sonuçları “yüksek”, “normal” ve “düşük” olmak üzere sınıflandırılmıştır. Bu üç kişinin vitamin değeri sınıflandırmalarıyla ilgili olarak bazı
    bilgiler şöyledir:
    * Ahmet’in dört vitamin değeri yüksek, iki vitamin değeri ise normaldir.
    * A vitamini herkeste aynı değerde ölçülmüştür.
    * Ahmet’in yüksek olan vitamin değerlerinden biri, diğerlerinde normaldir.
    * İki kişinin E ve K vitamin değeri düşüktür.
    * Hasan’ın yalnızca bir vitamin değeri normaldir.
    * B vitamini yüksek değerde olan iki kişiden biri Zafer’dir.

    C vitamini sadece Zafer’de normal değerde ölçülmüşse aşağıdakilerden hangisi kesinlikle doğrudur?

    A) Hasan’ın D vitamin değeri normaldir.
    B) Ahmet’in E vitamin değeri yüksektir.
    C) Hasan’ın C vitamin değeri düşüktür.
    D) Ahmet’in normal değerde ölçülen vitaminlerinden biri K’dir.
    E) Zafer’in D vitamin değeri yüksektir.
    Cevap: A
  • 14) Ahmet, Hasan ve Zafer isimli üç kişi; A, B, C, D, E ve K vitamin değerlerinin tamamını ölçtürmüşlerdir. Vitaminlerin değer sonuçları “yüksek”, “normal” ve “düşük” olmak üzere sınıflandırılmıştır. Bu üç kişinin vitamin değeri sınıflandırmalarıyla ilgili olarak bazı
    bilgiler şöyledir:
    * Ahmet’in dört vitamin değeri yüksek, iki vitamin değeri ise normaldir.
    * A vitamini herkeste aynı değerde ölçülmüştür.
    * Ahmet’in yüksek olan vitamin değerlerinden biri, diğerlerinde normaldir.
    * İki kişinin E ve K vitamin değeri düşüktür.
    * Hasan’ın yalnızca bir vitamin değeri normaldir.
    * B vitamini yüksek değerde olan iki kişiden biri Zafer’dir.

    Hasan ve Zafer’in sadece iki vitamin değeri düşükse aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

    A) Hasan’ın C vitamin değeri normalse D vitamin değeri yüksektir.
    B) Zafer’in D vitamin değeri yüksekse Ahmet’in C vitamin değeri yüksektir.
    C) Ahmet’in D vitamin değeri normalse Zafer’in C vitamin değeri normaldir.
    D) Ahmet’in C vitamin değeri normalse Hasan’ın D vitamin değeri yüksektir.
    E) Zafer’in C vitamin değeri yüksekse Hasan ve Zafer’in tüm vitamin değerleri aynıdır.
    Cevap: D
Yorum Yap
Gönder