Ales Türkçe 2 Soruları 3 ( 2010 Güz Ales Türkçe 2)

AD-SOYAD:....................................... NO:........


sinavbak.com

  • 1) Arşimet’in, suyun kaldırma kuvvetini hamamda; Newton’un, yer çekimini elma ağacının altında keşfetmesi türünden olaylar, rastlantıya dayanıyor gibi gözükebilir. Ancak bu rastlantılar, bu konular üzerinde hiç çalışmamış, hiç kafa yormamış sıradan kişilerin
    başına gelseydi sonuç ne olurdu? Ağır malzemelerin taşınması için tekerleğin icat edilmesi ya da geceler boyu mum ışığı altında çalışmak zorunda kalan Edison’un elektriği bulması gibi olayları rastlantıyla açıklamak ne kadar doğru olur?

    Bu parçada aşağıdakilerin hangisi vurgulanmıştır?

    A) Topluma yarar sağlamayan bazı buluşlar zamanla unutulmuştur.
    B) Gelişmiş teknoloji birçok bilginin birleştirilmesiyle ortaya çıkmıştır.
    C) Buluşların ortaya konmasında o konuda zihinsel çaba harcayan insanlar rol oynamıştır.
    D) Bilim ancak bireysel çalışmaların ışığında gelişmiştir.
    E) Her insan yenilikler ortaya koyacak kapasiteye sahiptir.
    Cevap: C
  • 2) Aşk, ölüm, hastalık, özlem, umutsuzluk gibi evrensel konuları işleyerek yüreğimizin ince tellerine dokunur tangolar. Başlangıçta mutsuzların, dışlanmışların, başarısızların yakınmalarını anlattığı için yadırganan tango, daha sonra öylesine beğenilip tutuldu ki yalnız vatanı Arjantin’de değil tüm dünyada sevildi. 1915’te tango müziği ve tango dansı Paris’e, oradan da tüm dünyaya yayıldı. Tangonun dünyayı kasıp kavurduğu 1940’lı yıllarda ülkemiz de bu akımın dışında kalmadı doğal olarak. Tangonun çok sevilmesi, tango plaklarının çok satılması üzerine ülkemizdeki sanatçılardan kimileri tango müziğine Türkçe sözler yazmaya başladılar. Esin Engin, Erol Büyükburç, Orhan Avşar gibi isimler, tango zincirinin günümüze uzanan altın halkaları. “Papatya gibisin beyaz ve ince”, “Sevdim bir genç kadını”, “Kemanımla ona bir ses verebilseydim eğer” gibi
    unutulmaz şarkılar, dilimize sanki birer özdeyiş gibi yerleşiverdi.

    I. Başlangıçta niçin benimsenemediği
    II. Hangi duyguları yansıttığı
    III. İlk olarak nerede ortaya çıktığı
    IV. Kendine özgü bir dansının olduğu
    V. Günümüzde niçin unutulduğu
    Bu parçada tangoyla ilgili olarak yukarıda verilenlerden hangileriyle ilgili bilgi yoktur?

    A) Yalnız III
    B) Yalnız V
    C) I ve IV
    D) II ve III
    E) III ve
    Cevap: B
  • 3) Ali, Burcu, Cengiz, Deniz, Erdem, Fırat, Gamze, Hasan ve İrem; gül, nergis, papatya çiçeklerinden birini sevmektedirler. Bununla ilgili aşağıdaki bilgiler verilmiştir:
    * Ali, papatya sevmektedir.
    * Her tür çiçeği seven üçer kişi bulunmaktadır.
    * Erdem, Burcu ve Hasan aynı tür çiçeği sevmektedir.
    * Gamze, İrem ile aynı tür çiçeği, Fırat’tan ise farklı tür çiçeği sevmektedir.
    * Cengiz ve Deniz farklı tür çiçekleri sevmektedir.

    Aşağıdakilerden hangisi kesinlikle doğrudur?

    A) Erdem gül sevmektedir.
    B) İrem nergis sevmektedir.
    C) Deniz ve İrem aynı tür çiçeği sevmektedir.
    D) Fırat ve Cengiz farklı tür çiçekleri sevmektedir.
    E) Gamze ve Ali farklı tür çiçekleri sevmektedir.
    Cevap: E
  • 4) Ali, Burcu, Cengiz, Deniz, Erdem, Fırat, Gamze, Hasan ve İrem; gül, nergis, papatya çiçeklerinden birini sevmektedirler. Bununla ilgili aşağıdaki bilgiler verilmiştir:
    * Ali, papatya sevmektedir.
    * Her tür çiçeği seven üçer kişi bulunmaktadır.
    * Erdem, Burcu ve Hasan aynı tür çiçeği sevmektedir.
    * Gamze, İrem ile aynı tür çiçeği, Fırat’tan ise farklı tür çiçeği sevmektedir.
    * Cengiz ve Deniz farklı tür çiçekleri sevmektedir.

    Bu bilgilere göre aşağıdakilerden hangisinin hangi tür çiçeği sevdiği kesin olarak bilinmektedir?

    A) Cengiz
    B) Deniz
    C) Erdem
    D) Fırat
    E) Gamze
    Cevap: D
  • 5) (I) İnsan gücüne ihtiyaç duyan, göçmen işçileri yollarına halılar sererek çiçeklerle karşılayan 1960’lı yılların Avrupa’sı çoktan gerilerde kaldı. (II) Elli yıl önce Almanya’ya giden Türk işçilerin ekonomik kalkınma sağlandıktan sonra ülkelerine dönecekleri
    düşünülmüştü. (III) Artık Akdeniz’e sürekli devriye gemileri gönderen, mülteci akınlarını durdurmak için her yolu deneyen bir Avrupa var. (IV) Hatta ABD’nin Meksika ile arasındaki sınıra ördüğü güvenlik duvarının bir benzerinin Trakya sınırımıza
    yapılmasını önerenler bile çıktı. (V) Böyle giderse modernizmin beşiği Kıta Avrupa’sı, yerini “Kale Avrupa’sı”na bırakacak gibi gözüküyor.

    Parçanın anlam bütünlüğünü bozan cümleyi bulunuz.

    A) I.
    B) II.
    C) III.
    D) IV.
    E) V.
    Cevap: B
  • 6) (I) Seramik sanatında Erken Osmanlı Döneminde kullanılan tekniklerden biri, Bizans ve Selçuklu Dönemlerinde de bilinen, kırmızı hamur, beyaz astar üzerine çizikleme ile desenlenen parçaların transparan sırla sırlandığı sgrafitto tekniğidir. (II) Farklı bir teknik olan ve yine Selçukluların uyguladığı slip de Erken Osmanlı Döneminde yapılan seramiklerde kullanılmıştır. (III) Slipte kırmızı hamur üzerine koyuca bir astarla yapılan
    bezemeler, yeşil, sarı, firuze gibi renkli transparan sırla sırlanarak tek renkle iki görünüm elde edilir. (IV) Bunlardan başka İznik’e özgü olan, ilk olarak Erken Osmanlı Döneminde kullanılan ve literatürde Milet işi adını alan teknikte ise kırmızı hamur, beyaz astar üzerine boya ile yapılan zengin desenler yine transparan sırla sırlanır. (V) İznik atölyelerinde üretilmiş tepsiler, kâseler, maşrapalar, ibrikler, sürahiler, fincanlar, şamdanlar türlerine göre gruplanarak sergilenmektedir.

    Parçanın anlam bütünlüğünü bozan cümleyi bulunuz.

    A) I.
    B) II.
    C) III.
    D) IV.
    E) V.
    Cevap: E
  • 7) (I) Rock tarihinin en trajik ölümlerinden biriydi onunki. (II) Şiddetin her türüne karşı çıkmasına rağmen en büyüğüne maruz kalmasıydı bu ölümü trajikleştiren. (III) O, “Barışa bir şans ver.” derken son duyacağı sesin bir silah sesi olacağını aklına
    bile getirmemişti. (IV) Onun çok önce söylediği sözler, o öldüğünde henüz doğmamış olanlarımızın bile hayatına anlam katıyor. (V) Ölümüne ironi katan, yaşama böyle veda etmesiydi.

    Parçanın anlam bütünlüğünü bozan cümleyi bulunuz.

    A) I.
    B) II.
    C) III.
    D) IV.
    E) V.
    Cevap: D
  • 8) (I) İnsanlar arasındaki en etkili iletişim aracı olan dil durağan değildir, sürekli bir gelişim içindedir. (II) Ne var ki hiçbir dil kendiliğinden gelişemez, zenginleşemez. (III) Kendi hâline bırakılan dil çoraklaşır, verimsizleşir. (IV) Bu nedenle, dilin gelişmesini istiyorsak ona gereken değeri vermemiz gerekir. (V) Buna karşın Türkçe, sahip olduğu sözcük sayısı açısından oldukça zengin bir dildir.

    Parçanın anlam bütünlüğünü bozan cümleyi bulunuz.

    A) I.
    B) II.
    C) III.
    D) IV.
    E) V.
    Cevap: E
  • 9) I. Pek çok kişi sosyolojinin, yolunu kaybettiğini düşünüyor oysa 19. yy.da Auguste Comte’un ortaya attığı fikirlerden doğan bu bilimin tüm sosyal bilimlerin kaynağı olduğu düşünülmüştü.
    II. Günümüzde sosyoloji çağdaş entelektüel kültürün kıyısına itildi.
    III. Yakın geçmişte ise sosyoloji, ilerici bir tarih görüşüyle ilişkilendirilip modernitenin bilimi olarak tanıtılmıştı.
    IV. Ünlü bir sosyolog son kitabında bu dışlanmaya karşı çıkıyor.
    V. Sosyolojinin sosyal bilimler içinde hâlâ çok önemli bir yer tuttuğunu ispatlamaya çalışıyor.

    Cümleleri anlamlı bir bütün oluşturması için hangilerinin birbirleriyle yer değiştirmesi gerektiğini bulunuz.

    A) I. ile III.
    B) II. ile III.
    C) II. ile IV.
    D) II. ile V.
    E) III. ile IV.
    Cevap: B
  • 10) I. 19. yy.ın, 1900 yılında değil Birinci Dünya Savaşı’nın başladığı 1914’te sona erdiği söylenir.
    II. Örneğin, bu arada ortaya çıkan Einstein’ın teorileri, dünya hakkındaki bilgilerimizin dayandığı ana ilkelere meydan okuyordu.
    III. Sakin geçen bu yıllarda da bazı sesler işitiliyor ve bunlar Avrupa’daki eskiden kalma yönetici sınıfın ortadan kaldırılacağı ve yerleşik düşünce biçimlerinin bütünüyle değişeceği bir dönemin işaretini veriyordu.
    IV. Belirtileri hissedilen bu değişim yalnızca sosyal ve politik alanlarda gerçekleşmiyordu.
    V. 1914’e kadar olan dönemde, fırtına öncesi sessizlik egemendi.

    Cümleleri anlamlı bir bütün oluşturması için hangilerinin birbirleriyle yer değiştirmesi gerektiğini bulunuz.

    A) I. ile II.
    B) II. ile V.
    C) III. ile IV.
    D) III. ile V.
    E) IV. ile V.
    Cevap: B
  • 11) I. 2010 yılının Mart ayında Floransa’dayken sokak ressamlarının bulunduğu meydanda dolaşıyordum.
    II. Bir ressamın masasının üzerindeki resimler dikkatimi çekmişti.
    III. Milot’un, kariyeriyle ilgili olarak anlattıkları beni hem şaşırtmış hem de çok etkilemişti.
    IV. Sonra sohbetimiz giderek koyulaştı.
    V. Bu resimlerden beğendiklerimi seçerken ressamı Alfred Milot’la tanıştım.

    Cümleleri anlamlı bir bütün oluşturması için hangilerinin birbirleriyle yer değiştirmesi gerektiğini bulunuz.

    A) II. ile III.
    B) II. ile IV.
    C) III. ile IV.
    D) III. ile V.
    E) IV. ile V.
    Cevap: D
  • 12)
    I. Müzecilik anlayışı, 1990’lı yılların başından beri farklı bir kimlik kazanmaya başladı.
    II. Bunun belki de en çarpıcı ilk örneklerinden biri, Rahmi M. Koç Müzesidir.
    III. Bu değişimin Türkiye’deki yansımasını son yıllarda özel teşebbüsün, özellikle köklü aile holdinglerinin ülkemize kazandırdığı özel müzelerde görüyoruz.
    IV. Burası hem mekânın diliyle hem de mekânda sergilenen objelerin nitelikleriyle farklı bir müze.
    V. Bu farklılık, müzenin bir yandan endüstriyel gelişimin ve dönüşümün tarihine ışık tutmasından, bir yandan da eserlerin ilk oyuncak müzemiz, ilk modern sanat müzemiz gibi klasik müzecilik geleneğinden farklı bir anlayışla sergilenmesinden kaynaklanıyor.

    Cümleleri anlamlı bir bütün oluşturması için hangilerinin birbirleriyle yer değiştirmesi gerektiğini bulunuz.

    A) I. ile V.
    B) II. ile III.
    C) II. ile IV.
    D) III. ile IV.
    E) IV. ile V.
    Cevap: B
  • 13)
    I. Hüseyin Rahmi Gürpınar, toplum için yazayım derken romanın sanatsal özelliklerine, tekniğine hiç özen göstermemiştir.
    II. Bu durum onun başarısına gölge düşürmüş ve yapıtlarının “basit” olarak nitelendirilmesine yol açmıştır.
    III. Ama tüm kusurlarına karşın Türk romanına İstanbul’daki günlük yaşamın canlılığını ve sıcaklığını getiren odur.
    IV. Bunun sonucunda yapıtları bazı eleştirmenlerce küçümsenmiş ve hor görülmüştür.
    V. Nitekim bu konuda Ahmet Hamdi Tanpınar, edebiyatımıza sokak onunla girmiştir, der.

    Cümleleri anlamlı bir bütün oluşturması için hangilerinin birbirleriyle yer değiştirmesi gerektiğini bulunuz.

    A) I. ile II.
    B) II. ile III.
    C) III. ile IV.
    D) III. ile V.
    E) IV. ile V.
    Cevap: C
  • 14) Vazodaki çiçeklerden kokulu olanların bazıları dikenliydi.
    Bu bilgiye göre vazodaki çiçeklerle ilgili,
    I. Dikenli çiçeklerin bazıları kokusuzdu.
    II. Kokulu çiçeklerin bazıları dikensizdi.
    III. Kokusuz çiçeklerin hepsi dikensizdi.
    yargılarından hangileri kesinlikle doğrudur?

    A) Yalnız I
    B) Yalnız II
    C) Yalnız III
    D) I ve II
    E) I ve III
    Cevap: B
  • 15) Güncelerde, gerçeklerden uzak, tek yanlı bir resim çizilmesi çok karşılaşılan bir durumdur. Çünkü günce yazarı genellikle sadece kızgınlık ya da mutsuzluk gibi
    belli ruh durumlarını kaydeder ve tersi duygular içindeyken güncesine bir şey yazmaz. Ayrıca bu günce ya da mektupları bölüm bölüm yayımlamak da bir hatadır; özellikle, yayımlanmayan parçalar yaşayan kişilerin duygularını ya da şöhretlerini olumsuz yönde
    etkilememek kaygısıyla çıkarılıyorsa. Yayımlanmayan parçalarla birlikte hemen her zaman, günce ya da mektup yazarının gerçek karakteri çarpıtılmış ya da gizlenmiş olur. Bu da kırışıklıkları, çizgileri ve pürüzleri gizlenmiş bir resmin ortaya çıkmasına yol açar.

    Bu parçada geçen “kırışıklıkları, çizgileri ve pürüzleri gizlenmiş bir resmin ortaya çıkması” sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

    A) Yazarın olumsuz duygularını yansıtmama
    B) Yaşanan gerçeklere bağlı kalma
    C) İlgi çekmeyecek bölümleri atma
    D) Özgün olmak için abartıdan yararlanma
    E) Yazarın anlattığı kişilere ön yargısız yaklaşamama
    Cevap: A
  • 16) “İmkânsız bir işi başarmanın tek yolu, başarmanın mümkün olduğuna inanmaktır.” sözü aşağıdakilerden hangisine anlamca en yakındır?
    A) İyi bir başlangıç, yarı yarıya başarı demektir. A. Gide
    B) Hiçbir zafere çiçekli yollardan gidilmez. La Fontaine
    C) O işin başarılmasının imkânsız olduğunu bilmedikleri için başardılar. M. Twain
    D) Başarı güçlü olana gülümser, başarısızlık zayıflara çullanır. O. Wilde
    E) Başarısızlık, daha zekice başlama fırsatından başka bir şey değildir. H. Ford
    Cevap: C
  • 17) (I) Doğu Afrika kıyısı açıklarındaki Madagaskar Adası, yaklaşık 150 milyon yıl önce ana karadan ayrıldı. (II) Bu yüzden adada benzersiz bitki ve hayvan topluluklarıgelişti. (III) Birçok tür sadece bu adada yetişiyor yani endemik. (IV) Yakın zamana kadar, adada 244 kurbağa türü olduğu bilinirken şimdi bilinen tür sayısı 460’lara ulaştı. (V) Araştırmacılar, buradaki tür zenginliğine, standart tür tespiti yöntemleri yanında gen analizi yöntemini de kullanarak ulaştılar. (VI) Araştırmacılar, türleri adlandırıp bunların ayrıntılı tarifini yaptıktan sonra bu türleri, tür tanımlamada temel alınan bir örnek olan
    holotip ilan ediyorlar.

    Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangilerinde terim ve açıklaması birlikte verilmiştir?

    A) I. ve II.
    B) II. ve III.
    C) III. ve V.
    D) III. ve VI.
    E) V. ve
    Cevap: D
  • 18) (I) Sait Faik’in “Haritada Bir Nokta” adlı öyküsü, birçok yazarın, yazılarında gönderme yaptığı benzersiz bir öyküdür. (II) Ayfer Tunç’a göre “referans öykü”dür. (III) Öyküde, Ada’ya yıllar sonra dönen ve artık yazmama kararı vererek Ada’da hiçbir şeye karışmadan yaşamak isteyen bir yazarın yeniden yazmaya başlayışı anlatılır. (IV) Öykü, etkileyici bir sonla, etkileyici bir cümleyle biter: “Yazmasam deli olacaktım.” (V) Burada
    “deli olacaktım” sözü çok ilgi çekmiştir ve bu öyküye birçok yazıda gönderme yapılmasının temel nedeni de bu olmuştur.

    Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinde nesnellik söz konusudur?

    A) I.
    B) II.
    C) III.
    D) IV.
    E) V.
    Cevap: C
  • 19) (I) Çeviri dünyasının en önemli oyuncularından biri çevirmenlerdir. (II) Çünkü çevirisi, bir kitabı rezil de edebilir, vezir de! (III) Bir kitap ne denli ustalıkla yazılmış olursa olsun kötü bir çevirmenin eline düşerse okunmayacak bir yapıt hâline gelebilir. (IV) Ama bazen
    de Don Kişot’un, yazarı Cervantes’in adını gölgede bırakması gibi çevirmenlerin de yazarların adını gölgede bıraktığı görülmüştür. (V) Ortaya çıkan çeviri metni düzeyliyse, metne gereksiz müdahaleler yapılmamışsa, çevirinin üzerinde kafa yormanıza gerek
    kalmıyorsa çevirmenin başarısından söz edilebilir.

    Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangileri anlamca birbirine en yakındır?

    A) I. ve II.
    B) II. ve III.
    C) III. ve IV.
    D) III. ve V.
    E) IV. ve V.
    Cevap: B
  • 20) (I) O, dünyanın en güçlü adamı. (II) Uçakları halatlarla bir yerden başka bir yere çekiyor, yüzlerce kiloluk ağırlığı kaldırıyor. (III) İlk kez on altı yaşında bu tür bir yarışmaya katılan sporcu, ikinci denemesinde ilk rekorunu kırdı, 1998’de Litvanya şampiyonu oldu.
    (IV) 2001 yılındaki yarışmada yan bağları yırtılan yarışmacının spor hayatının bittiği düşünüldüyse de sadece dokuz ay sonra o, tekrar ülkesinin şampiyonu oldu. (V) On kez ülke ve üç kez dünya şampiyonu olan dev atlet, on dokuz dünya rekoruna imza attı.

    Bir sporcuyu anlatan yukarıdaki numaralanmış cümlelerle ilgili olarak aşağıda verilenlerden hangisi yanlıştır?

    A) I. cümlede, başkalarından üstün olan bir yanı belirtilmiştir.
    B) II. cümlede, I. cümlede belirtilenleri destekleyen örnekler sıralanmıştır.
    C) III. cümlede, spor hayatının başlangıcıyla ilgili bilgi verilmiştir.
    D) IV. cümlede, beklentileri karşılayamadığı belirtilmiştir.
    E) V. cümlede, kazandığı başarılar üzerinde durulmuştur.
    Cevap: D
Yorum Yap
Gönder